Yolcu

Mutluluğumdan yahut mutsuzluğumdan yana bir şikayetim yok. Mutlu olduğum zamanlar daha dışa dönük oluyor, insanlarla çok şey paylaşabiliyorum. Hüzünlü olduğum zamanlarda içimin titreyişlerine kulak kesiliyor ve şiir yazabiliyorum. Her iki durumun da ilahi bir bağış olduğuna inanıyorum.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Given that the self is unknown and indefinite, we will not get anywhere by asking. "What is the self?" We cannot reify and specify it. If we want to "purify" the self or "cultivate" the self, it will do us no good to begin by asking what a self is, because we will not find an answer. We can only deal with the issue head-on in personal terms. Instead of asking. "What is the self?", each of us has to ask "Who am I?"
Nasr, Dinlerin Aşkın Birliği konusunda dinlerin çokluğunu dağın tepesinden aşağıya doğru akan suya benzetmektedir. Kaynağından akarak inen su hangi toprağa karışırsa onun rengini alacaktır. Dolayısıyla dinler birbirine bâtınî yönden bağlıdır; her din zâhirî yönüyle sınırlı ve izafi iken, bâtınî yönüyle mutlak ve evrenseldir. Dolayısıyla Gelenekselci düşünürlerin sıkça verdiği bir analojiyle her gezegen kendi güneşiyle aydınlanır. Seyyid Hüseyin Nasr sabite.org/frithjof-schuon...
Her din tanımı gereği bir bütünlüktür, onları birbirinden ayıran görünmez sınırsızlıkları değil biçimsel özellikleridir