Roger, bir avuç taş topladı, atmaya başladı. Gel gelelim Henry'nin çevresinde, çapı belki altı yarda olan bir alan vardı ki, oraya taş atmayı göze alamıyordu. Roger'in eski yaşantısına bağlı ve gözle görülmediği halde henüz güçlü kalan eski yasaklar, bu alanda egemendi. Analar, babalar, okullar, polisler, yasalar, çömelen küçüğü korumaktaydı. Roger'in varlığından haberi olmayan, yıkılıp giden bir uygarlık, Roger'in kolunu koşullandırıyordu hâlâ.
Bitiğinde ince ince düşündüren kitaptır, ha bitirmek benim için çok kolay olmadı en başından onu söylemem gerekir. Kitap bir şekilde içine çekmedi beni, olayın içine dahil edemedim hayal gücümü, çeviride de sıkıntılar olduğunu düşünüyorum, bazı olaylar o kadar karmaşık anlatılmış ki orijinal metin nasıl merak ettim açıkçası.
Kitapla ilgili bir şeyler yazmak gerekirse; eleştiri almasındaki en büyük faktör, insanların çocukların masum birer melek olduklarına inanmaları ya da inanmak istemeleridir. Ancak kitap bittiğinde istemeseniz de idrak edersiniz; Tüm duygular doğuştan içimizde vardır, hangisini ne kadar beslersek o kadar büyür, hangisini ne kadar bastırırsak o kadar ölür.
Ayrıca son olarak belirtmek gerekir ki kitaptaki her şeyin bir sembol olduğunu düşünerek okumak daha keyif verecektir, karakterler rollerini kesinlikle çok iyi giymişlerdir, paraşütçü bile.
Ayrıca SİMON sen adamsın bee.
Kitapla ilgili kafama takılan bir şey var arkadaşlar siz ne düşünüyorsunuz bu konuda bilmiyorum ama fikri olan aydınlatırsa sevinirim.
İncir ağacı dallarının hassas ve kırılgan olmasıyla bilinir yani normal şartlarda bir insan kendini asamaz derler. Kitapta Husrev’in babası kendisini incir ağacına asarak intihar ediyor. Sizce bu durum yazarın gözünden mi kaçmıştır yoksa yazar incir ağacını islami bir sembol olarak mı kullanmıştır?