Ben herhalde gösterişi çok sevmediğim
için otomobillerin neden yollar fatihi olduğunu ve jiletlerin
de kadınların gönüllerini fethettiğini kavrayamıyordum.
İşte zor bir gün daha başlıyordu…
Sahilin ve tepenin çok ötesinde bir martı, Jonathan Livingston tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu
Bir… tek… biraz daha… hadi yüksel… şimdi kavis! Yoo hayır… derken bütün tüyleri birbirine karıştı, hızı kesildi ve düştü. Tekrar bir kavis oluşturabilmek için kanatlarını gerdi
Yavaş yavaş uçuyordu ki yine hızı kesildi ve düşecek gibi oldu
Fakat hiç utanmadı bundan. Çünkü martı Jonathan Livingston, sıra dışı bir kuştu
Kendimizi ön yargılardan, alışkanlıklardan ve
baskılardan nasıl soyutlarız? Cevap, sevgili çocuklar, sürekli
yeni bir bakış açısı kazanmaya çalışmaktır."
Fakat Jonathan’ın sesi birden yükseldi: “Hangi sorumsuzluk kardeşlerim?” diye bağırdı
“Yaşamın gerçek anlamını arayan, bulmaya çalışan bir martıdan daha sorumluluk sahibi biri olabilir mi? Bin yıldır yaptığımız tek şey balık peşinde koşmak. Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi…”
Hepsi bir ağızdan: “Kardeşlik bitti!” diye haykırdılar ve onu duymazlıktan geldiler. Ardından arkalarını dönüp çekip gittiler
Martı Jonathan Livingston” dedi başkan
“Utanmazlığının, onursuzluğunun hesabını vermek için arkadaşlarının gözleri önüne, ortaya çık. Yaşam bizim için meçhuldür. Bilebildiğimiz tek şey bu dünyaya yemek ve olabildiğince uzun yaşamak için geldiğimizdir.”