‘bulgur pilavını pek mi seviyon.’ -‘pek sevdiğimden değil.benim hanımın arkadaşlarının inadına.İnadına da değilde,bulgur pilavıynan cacık,ayran bana İngiliz kuponundan elbiselerimi unutturuyor.Kolalı yakamı,kravatımı unutturuyor da ondan.
……
Kastamonulı gibi yoktu.Bilgiliydi de oğlan.Kravatlılara efendi gibi karşılık vermiş,yıldırmıştı. Kitap okuyordu da ondan. Kitap okumak gibi var mıydı? Adam kitap okudukça bilgisi artıyor,bilgisi arttıkça kitap okuyası geliyor diyordu Kastamonulu.
“Ölüm kararı verilene kadar , soluk aldıgımı, hareket ettiğimi, diğer insanlarla aynı ortamda yaşadığımı hissetmiştim; şimdi dünyayla benim aramda bir sınır olduğunu kesin bir şekilde kavrıyordum. Hiçbir şey bana önceki gibi görünmüyordu. Bu ışıklı geniş pencereler , bu güzel güneş, bu mavi gökyüzü,bu güzel çiçek artık bir kefenin rengi gibi beyaz ve solgundu. Yüzümü görebilmek için itişip kakışan bu adamlar , bu kadınlar, bu çocuklar artık hayaletlere benziyordu“ #biridammahkumununsongünü