Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilirmiydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası,nasıl yaşardım?
Yaşamın biricikliğine set vuran her bir çıkmazda her bir yol ayrımında,her bir kayboluşta. Sayısız kez dönüpte arkana çoğu şeyi aynı yerde bulsan mesela gene aynı hissiyatı alır mıydın? Kitabın bir yerinde "Hayatımın çoğu okyanuslardan birinin kenarında geçti ve aynı dalgayı iki kez görmüş değilim"diye yazmış yazar. Zaman geçiyor insanlar, anlar ve anların oluşturduğu anılar. Yaşamı özel kılan zamanın sonsuzluğu mu yoksa tek bir ömrün sonsuz kez yaşanmasını istediğimiz anıları mı?
Tom Hazard Anageria(yaşlanmama hastalığı) muzdarip bir zamansızdır. Kitap üslup bakımından bol bilgi içeren anlaşılır bir kitap. Sayfaları çevirirken bir sinema filmi tadında izlenimler sunmakta. Bir ileri bir geri Tom'un yaşamından kesitler sunması kitabı eğlenceli ve merak uyandırıyor.Değindiği toplumsal konular insanın her çağda değişmeyen kötülükleri ve dahası.. okunur da okutulur da.