Beni çok yalnız bıraktın,anlıyor musun? Üstelik ben bu yalnızlığı senden gizleyeyim diye kıvranırken, sen beni avucunda tutmak azmiyle nelere el atmadın.
"Yaşamın anlamının ölümde, yalnızca ölümde olduğunu anlamıyor musunuz? Ancak her kim ölmek isterse, her kim bu yaşamda şu andan başlayarak çoktan ölmüş olursa, yaşamdan haz duyar, onun tadını çıkarır, onu tanır!"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Hastalarla -görünürde- öldürülenler arasında intiharlar sık görülür. Belki de çoğunluktadır. Neredeyse her ölümün gönüllü olduğunu söylemek geliyor içimden."
Bazen bu kitaplar bana gerçeğin bu kadar tekdüze oluşunun saçmalığı hakkında anımsatmada bulunuyor. Bu kitaplar aslında gerçeği anlatıyor olabilir mi? Döndüğümüz memleketimizde eskide kalan benliğimizle karşılaşmamız ne kadar olası aslında, fiziksel hali haricinde zaten karşılaşmayan yoktur ya da bu karakter gibi onu küçümseyip elleriyle boğmak istemeyen insan bulmak zor olacaktır. Kim nasıl katlanabilir ki? Kaçan Ayna öyküsü o kadar aydınlatıcı ki... Sürekli daha ileriye atılan bir yansıma için bugünü yaşıyoruz ve o gün geldiğinde başka umutlarla dolu olduğuna inandığımız gün için yaşayacağız ölene kadar diyor sevgili yazar, hak vermemek olanaksız. Peki bir gün uyanınca herkes tarafından unutulmak ihtimali? Çok da anormal değil, neden olmasın. Hele kimsenin kimseyi eskisi gibi umursamadığı günlerde olduğumuzu düşünürsek bu yarın olmasa da 1 yıl içinde herhangi bir gün bile gittikçe yok olarak en son o sabah unutulabiliriz. Kendini öldürmenin en iyi yolunun yaşamak olması? Daha doğrusu yaşamamak, okumamak, gezmemek, haz almamak gibi yaşadığını hissettirmeyen eylemlerle gün doldurmak. Depresyon döneminde tamamen bu şekilde hareket ediyorsak kendimizi yaşamayarak öldürüyoruzdur o halde. Yaşamak sadece yaşama isteği dahilinde gerçekleşiyor o halde. Ya son öykü? The Substance isimli o popüler filmin esin kaynağı gibi olduğu hissi uyandı bende daha öykünün en başında. Yaşlandığında o eski genç halinin özlemiyle dolu günlerini sürdürmek eminim ki zor ama genç olduktan sonra yaşlı halinden kaçmak da o kadar olası.
Öykülerin tamamını sevdim, o gizem ve gerilim etrafımı hiç bırakmadı. Bir gün cesaret edip GOG okuyacağım ama o zamana kadar yazarı iyice tanımam gerek. Kendisini canlı kanlı karşımda görmeden, ondan o sözcükleri duymadan okuyamam sanırım. Canlandırdı beni öyküler,