Kendimi dünyada bir sığıntı , bir çile çekici değil, beklenen bir misafir, dünyayı da cennet sanırdım. Gördüklerimi aç bir süngerin suyu çektiği gibi, hep içime çektim.
Romanya'da her zaman bir hayvan gibi beslenmiştim; yani bilinçsizce, yemek yemenin ne demek olduğu üzerine hiç düşünmeden. Paris'te yemek yemenin bir ayin, bir uygarlık işi, neredeyse felsefi bir tavır alış olduğunun farkına vardım.