Sahilde Kafka... Öncelikli sorunlarımızdan bir tanesinin kavramlar ve bu kavramların isnat noktaları olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir inceleme yapıyorum. İyi yada kötü... Başarılı yada fiyasko... İyi ne, kötü ne, başarılı olmak ne? Ve neye göre? Evet hacimli bir kitap. Yani güçlü kuvvetli. Fiziği iyi. Evet kurgu süper. Meseleyi ele alış tarzı yani üslubu çok başarılı. Cümle yapıları, dil zenginliği, sürükleyiciliği de fevkalade. Hatta birçok düşüncenin aksine açıklığa kavuşturulmadan bitirilmesiyle de bence muazzam. Çünkü bazı kısımları okuyucu kendi zihninde tamamlamalı. Her şeyi söylemek her zaman daha iyi olmak zorunda değil. Böylece kitap ile okuyucu arasında daha da güçlü bir bağ kuruluyor. Daha sıkı daha uzun daha derin bir bağ. Edebiyat açısından herhangi bir şey söylemek istemiyorum. Bizim anladığımız anlamında edebiyat ile geçekten edebiyatın kendisi aynı şey mi bunu gerçekten bilemediğim için bu kısma bir şey söylemekten geri duruyorum. Şuna inanırım: İnsanın tüm eyleminin hizmet ettiği, görünen şeyden daha büyük bir şey olmalı. Mesela ben fotoğraf çekerim, şiir yazarım, senaryo okurum. Çektiğim bir fotoğraf sadece bir fotoğraf değil, daha fazlasıdır. Yazdığım bir şiir sadece edebiyatın bir türü değildir. İçimizdeki bir kaynaktan sessiz sedasız çağlayan bir anlamdır. Görünen o harflerden, kelimelerden, cümlelerden, şiirin biçiminden ve hatta taşıdığı anlamdan da daha fazlasıdır. O halde bir yere çıkıyor bu mesele. İçeriğe... Gerçek, rüya,kurgulanan paralel bir evren ya da başka boyut olsun ya da olmasın içeriğin hizmet ettiği bir amaç vardır. Okuyucunun damağında kalan bir lezzet, ruhunda iz bırakan dokunuşlar ve bütün vücutta karşılık bulan asgari bir anlam düzeyi. İçerik kader gibidir. Hiçbir şey rastgele olmaz. Kitapta da alıntıladığı gibi ' bir silah