İnsanların aptallığını hiç küçümsememek gerek. İnsanlar hem bireysel hem de toplumsal düzeyde kendilerine zarar verecek eylemlerde bulunmaya meyillidir.
Kürk Mantolu Madonna’nın sadece bu platformdaki incelemeleri bile yeni bir kitap hacmini oluşturuyor neredeyse. Alıntı yapılmayan sayfası da yok gibi. Yazarın ve eserinin etkisi ve büyüklüğünü anlatmaya yeter.
Romanın beni en çok etkileyen yönünden bahsetmek isterim. Bizler her gün otobüste, dolmuşta, işyerinde, gezinirken oturduğumuz bankta yanıbaşımızda parkta tesadüfen yan yana oturduğumuz yüzlerce Raif Efendi ile karşılaşıyoruz. Onların kıyafetleri, konuşma tarzları, yaşları kültür seviyeleri farklı farklı olabilir. Ne olursa olsun çevremizde her gün bir şekilde temas ettiğimiz bu insanların içlerinde saygı duyulacak bir dert, bir acı bir aşk bir ızdırap vardır elbet.
Romanı bitirince uzun uzun önyargılarımız üzerine düşündüm. İnsanları dış görünüşüne memleketine, varsa ideolojisine vb göre aceleyle değerlendirir ona göre davranır, hatta bunu hissettirmekten çekinmeyiz.
Sabahattin Ali nin Kürk Mantolu Madonnası bana bunu öğretti: herkesi Hızır bil derler ya, işte öyle.
Oldukça büyük emek ve araştırma gerektiren Sunay Akın’ın “Onlar hep oradaydı” adlı kitabı sayesinde, daha önce duymadığım ilginç bilgiler edindim: -Bikiniye niçin bikini denilmiştir? -Bikini ile atom bombası arasında ortak bir yön olabilir mi -1934 yılında 157 yaşında vefat eden Zaro Ağa’nın bu kadar uzun yaşamasının sırrı neydi? -Kuzey Amerika’ya Avrupa’dan göçmen taşıyan ilk gemi olan “Mayflower” da kaç yolcu vardı ve bu gemi Atlas Okyanusu’nu kaç günde geçti? -İstanbul’da “Caddebostan” ismiyle bildiğimiz muhitin orjinal adı neydi? -Osmanlı hanedanına mensup kadınların da memleketten çıkarılmasının arkadında yatan olay neydi. Nasıl böyle bir karara varıldı? ( Bu bilgi beni şok etti resmen, “düşene bir daha vurmak” diye bir şey eskiden varmış demek ki!)
Kitap esasen “Kızılderili lerin, Meluncanların atalarının Türkler olduğu, aynı kökten geldiği) şehir efsanesini yıkıyor. Ben ikna oldum en azından:)
İstanbul-Ankara otoyolunda Kocaeli nde Gültepe Tüneli ile Korutepe Tüneli arasında “Prof. Dr Mustafa İnan Viyadüğü” var. Mustafa İnan’ın dramatik hikayesi bu kitapta.
Ayrıca şunu da ilave etmek isterim. “Harita niçin sadece bir harita değildir” sorusuna anlamlı ve ibretlik açıklamalar için bu kitaba bakınız.
“Onlar hep ordaydı” çeşitli anekdotlar üzerinden bizleri; ırkçılık, çevre, barış gibi kavram ve değerler üzerinde düşünmeye davet ediyor.
Son olarak naçizane bir eleştirim olacak:Yazılan her kitap içeriği ne olursa olsun saygıyı hak ediyor bu ayrı, ama kitapta (aynı başlık altında) verilen bilgiler anekdot lar vb arasında bazen bağlantı kurmakta zorlandım. Benim izlenimim bu en azından.
Sunay Akın
Sen mutluydun, Anne. Tuhaf bir mutluluktu bu; ama mutluydun ve ben, bir kara sevdanın kara mutsuzluğundan kopan bir sesle türkü söylerdim sana tek göz evin loşluğunda.
Hey, düşlere gebe zaman! Gündüzlerime gecelerim katıldı. Sis. Sisler içinde kaybolan deniz. Kimsenin görmediği dağlara yağan kar. Karanlık ormanlar içinde peri şenliği. Ve pusuda yatan canavar!