Sükûnet

Şu insanlar
Ne kadar kolay bağışlıyorlar kusurlarımı: dolayısıyla kendilerini.
Reklam
Kitaplarla yaşamanın dışında hiçbir ilgisi kalmamış gibiydi. Birinci sınıf okuyucu; hayır, daha ileri: lüks okuyucu... “Benim durumum biraz karışık burada. Yerim belli değil; okuyucuyla yazar arasında bir noktada çırpınıp duruyorum"
Edebiyat
Ne kadar zahmetli ve maddi getirisi düşük....
Bakıyorsun bir yazar, çok zor birleştiriyor kelimeleri. Bir türlü cümleleri kuramıyor. Öyle diyor önsöz amca. Geçer kara tahtanın başına diyor, yazar bozar, uğraşır. Bütün bunları da yarı karanlıkta yapar. İstediği cümleyi bulunca da koşar, bütün ışıkları yakar.
Edebiyat
Hiç çekemeyeceğim!
Kendini önce başkalarına kabul ettirmelisin ki biz de kabul edebilelim. Bunun için de belki önce ölmelisin. Unutulmalısın. Unutulan herkesin hatırlanması için ne kadar zaman geçiyorsa, o kadar zaman geçirmelisin mezarda. Orada bile acele etmemelisin. Senden önce ölüp, senden önce unutulanlar ve daha hatırlanmayanlar var. Dur bakalım, dur hele. Sıranı bekle.
ÖĞRENEMEYECEKSİN
‘Beni bulamayacaklar. Ne kadar uğraşsalar çözemeyecekler sırrımı,’
Reklam