Sude Gücük

Sude Gücük
@Sude_gucuk
Jahan ranaliri ichre bilimdek bir güzel yar yoq
‘Eh, umarım çapkınlık günlerin geçmişte kalmıştır. Bilirsin ya, daha fazlasını toplum kabul etmez.’ Toplum dediği tam olarak neydi? İnsanın çoğulu mu? Toplum denen şey tam olarak nerede bulunuyordu? Tüm hayatımı toplumdan korkarak, onu güçlü, ürkütücü ve korkutucu bir şey olarak hayal ederek yaşamıştım. Ama Horiki konuşurken birden anladım. “Toplum dediğin şey sen değil misin?” Bu cümle dilimin ucuna kadar geldi ancak Horiki’yi kızdırmak istemediğim için sustum. (Toplum bunu kabul etmez.) (Toplum değil. Sen kabul etmezsin, değil mi?) (Eğer böyle yapmaya devam edersen, toplum sana iyi davranmaz.) (Toplum değil yani. Sen.) (Toplum seni canlı canlı gömer.) (Toplum değil. Beni gömecek olan sensin, değil mi?)
Reklam
Doğa donanımlı, tarafsız bir öğretmendir, etrafa yavan bilgi yaymaz ve hiçbir şeyi yok yere göklere çıkarmaz; ne radikal ne de muhafazakar olabilir.
Yabani ormanın kucakladığı bakir toprak, insanlar için de ağaçlar için de şifalıdır. İnsanın tarlası nasıl gübreye muhtaçsa dağlığı için de kırlar, çayırlar bir ihtiyaçtır. Onu besleyecek güçlü besinler oradadır. Bir kasabayı koruyan, içinde yaşayan Erdemli insanlardan ziyade onu çevreleyen ormanlar ve bataklıklardır. Bir kasabanın toprakları üstünde yabani bir orman dalga dalga salınıp altında başka bir yabani orman çürüyorsa o topraklarda sadece Mısır ve patates değil gelecek çağların şairleri ve filozofları da yetişir. Homeros, konfüçyüs ve diğerleri işte böyle toprakların ürünüdürler ve keçiboynuzu ve yaban balı yiyen reformcu böyle bir yaban doğadan gelmiştir.
Doğu’ya insanoğlunun attığı adımların izini sürüp tarihi kavramak, sanat ve edebiyat eserlerini incelemek için gideriz; Batı’ya ise girişim ve serüven ruhuyla atılır, yüzümüzü geleceğe döneriz
yürümenin felsefesi ve politika
İnsanlar ve meşgaleleri kilise, devlet, okul, ticaret, alım, satım işeri, imalat, tarım, hele ki tüm ürkütücülüğüyle politika; bunların tabiatta ne denli az yer kapladığını anladığıma o kadar memnunum ki. Politika kim ne derse desin dar bir alan ve ona çıkan yollar ondan da dar. Kimi zaman gezginleri oraya yönlendiririm. Eğer politik dünyaya gidecek olursanız o şanlı yolu takip edin, piyasanın kurdu olmuş şu herifin peşinden ayrılmayın, bırakın yürürken kaldırdığı toz gözlerinizi yaksın, doğrudan oraya varırsınız; nihayetinde politikanın bu dünyada kapladığı alan belli. Nasıl ki ormana giderken bir fasulye tarlasının yanından geçip gidiyorsam ve aklımda oradan hiçbir şey kalmıyorsa, politika da benim için öyledir. İnsanlığın bir yıldır ayak basmadığı, dolayısıyla politikadan eser kalmamış bir kara parçasına bir buçuk saat içerisinde ulaşabilirim; öyle ya politika dedikleri insanın içine çektiği sigara dumanı gibidir.
Reklam