Öncelikle kitabın çok atmosferik bir yapısı olduğu üzerine başlamak istiyorum. Yer yer beni gerdi, bunalttı ve kitabı bırakmak istememe sebep oldu. Bunu destekler bir biçimde kitaptaki belirsizlik ve olayların tam olarak okuyucuya aktarılmadığı hissi de beni kitaptan itti. Bu atmosfere karşı ise yazarın gizemli ve şiirsel dili bunca olumsuz duygu durumuna rağmen beni kitabın içerisine aldı.
Kitaptaki karakterimiz itaat etmeyi küçüklüğünden beri kendine görev bilmiş ve hâlâ bu yolda ilerleyen biri. Kendine bakmak istemeyen, kendiyle yüzleşmekten kaçan bir karakteri okuyoruz kitap boyunca. Öyle ki kasabalıların davranışlarına da abisinin davranışlarına da itaat ediyor ve umursamadan görmezden geliyor. Bu bana karakterin küçüklükten yaşadığı bir travma veya ailenin davranışları üzerine bu hale geldiği yönünde bir fikir verdi. Bunu değiştirmek için uğraşmayan biri. Kitabın bir kısmında komşu kadın köpeğiyle çıkıp geldiğinde sorunu çözmek için uğraşmayıp, dillerini bir türlü çözmekle, konuşmakla ilgilenmeyip para vererek başından atacağını düşünen garip bir düşünce yapısında olan biri karakterimiz.
Kitapta sürekli bir şeyler oluyor, karakter bir şeyler yaşıyor ama anlamıyor. Biz de karakter gibi ne döndüğünü, ne olup bittiğini anlamıyoruz. Belki de karakter bizi manipüle ediyor bazı önemli yerleri anlatmayarak. Kitap bana bu hissiyatı verdi. Sonunda bir şey olacak, intikam alınacak diye bekliyorsun fakat tatmin edici bir şeyler yaşanmıyor. Bu durum bana kasabadaki insanların ağzından da yaşanılanları dinleme isteği oluşturdu.
Kitap genel olarak ortalama bulduğum bir kitap oldu. İlk bitirdiğimde bir şeyleri anlamlandırmakta zorlandım. Noktaları birleştiremedim ki bence yazarın yaratmak istediği atmosfer de buydu. Ama sonrasında biraz üzerine düşününce yoruma oldukça açık