Sude Mazlum

Sude Mazlum
Kendi halinde birisi
Süleyman Demirel Üniversitesi/Psikoloji
14 Nisan
71 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
10/10
·152 syf.··
2020 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 19:22
*Spoiler içerir* Hayvan Çiftliği fabl tarzında yazılmış siyasi bir hicivdir. Kitap her ne kadar hayvanlar üzerinden anlatılmış olsa da konu insandır. Kendilerinin sömürülmesinden bıkmış hayvanlar çiftlik sahibini devirirler. Burada görmüş olduğumuz özgürlük isteği yazar tarafından çok güzel anlatılmış. Ürettiğinin karşılığında ürettiğin kadar değer alamazsan sefalet içinde yaşarsın. Toplumdan birisi elbette ki buna karşı gelecektir. Önemli olan şey o birisinin desteklenip desteklenmemesi. Kitapta destekleniyor ve amaçlarını gerçekleştiriyorlar. Yazarın sistemi eleştiri biçimi ve bunu gayet açık bir dille yapması kitabı herkes tarafından anlaşılır kılıyor. Kitap boyunca gördüğümüz karakterler,yerler,olaylar farkındalık kazandırmak için gayet uygun. Karakterlerin özenle yazılmış olması ve neyi temsil ettikleri gayet açık olması da kitabı sevdiren başka bir unsur. Snowball,hayvanlar için en iyisini ve en güzelini istiyor. Bazı gözünü hırs bürümüşler için bu tür karakterler çekilemezdir. Bu yüzden Snowball çiftlikten kovuluyor ve hain ilan ediliyor. Çiftlikteki diğer hayvanlar da halktır. Halkın bazı kesimleri gerçekten her şeye kördür. Tek bir doğrunun olduğunu düşünürler ve o ne kadar kendisini tüketse de yanlış yapsa da doğrudur. İnandıkları şeyin yanlış yapabiliyor oluşunu kabul etmezler veya beyinlerine farklı düşünceler sokulup yanlışı doğru olarak kabul ettirilirler. Ne zaman halktan birisi sistemdeki yanlışa baş kaldırmaya kalksa baştakiler tarafından susturulur veya cezalandırılır. Sindirilir. Çiftlikteki hayvanlarda da görülen durum bu. Napoleon ise bağlı olduğu sistemi eleştirip kendisi de gün geçtikçe onu ilke edinen siyasileri temsil ediyor. Kendisinden öncekini eleştiriyor,kötülüyor. Kurduğu sistem öncekine benzemesin diye bazı kararlar alıyor
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·256 syf.··
2020 65. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 00:01
-Spoiler içerir- İçimdeki Müzik,bedensel engelli olan ve konuşma dahi konuşamayan 12 yaşındaki bir kızın ağzından yazılmış. Melody. Bence kitapta empati yapmamızı sağlamak istemiş yazar. Dünya’nın engelli bir bireyin gözünden nasıl gözüktüğünü,nelerle karşı karşıya kaldığını,nelerle savaşmak zorunda olduklarını anlatıyor. Sırf konuşamadığı için Melody’yi herkesin zihinsel engelli sanıp ondan nefret etmesi,salyası akıyor diye hor görmeleri,engelli olduğu için dışlamaları,onlardan farklı olduğu için onu aralarında en bilgilileri olmasına rağmen geride bırakmaları. Okurken sinir krizi geçirilebilecek yerler... Ama Melody pes etmeyip ne kadar zeki olduğunu onlara göstermiş,fakat bu zekiliği yine de fiziki engeli olduğu için hor görülmüştü. Bunu değiştirebilir miyiz bilmiyorum. Böyle insanlar hâlâ aramızda var ve biz her ne kadar düzeni değiştirmeye çalışsak da engelli ve engelsiz diye insanlar ayırılırsa bir avuç yol gidilemez. Olay eğitim ve eşitlik. Eğer bir çocuğa küçükken engelin ne olduğu ve bir insanın engelli diye dışlanmayacağı öğretilirse bir şeyler değişebilir. İnsanların düşünce yapılarını değiştirebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Her şeye rağmen hâlâ engelli insanları insan yerine koymuyorsanız,iğreniyorsanız ENGEL-SİZSİNİZ.
Edebiyat
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
Puan vermedi·357 syf.··
2020 64. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2020 00:38
Kitapta değinmek istediğim iki tane konu var. Birincisi,insanların statülere ayrılması. Çocukların halasından da görüldüğü gibi dayatılmış bir algı. Toplum tarafından dışlanma korkusu da denilebilir bence. Halasının onlara böyle davranmasının sebebi bulundukları konum sebebiyle insanların onlardan böyle davranmalarını istemesi. Halanın korktuğu şey insanların onlar hakkında ne düşüneceği. Kendileri için eskiler tarafından belirlenmiş bir yaşam tarzı var ve buna uymazsan hor görülüyorsun. Hissettiklerin ve düşündüklerin topluma uymuyorsa bile uyuyor gibi davranmalısın. Hala figürü burada o toplumun yaşam tarzını belli ediyor bence. İkincisi,ırkçılık. “Beyaz” insanların sırf ten rengi farklı diye diğerlerini hor ve aşağılık görmesi. Maalesef günümüzde de böyle devam eden bir durum olmakla birlikte bence insanların kendi egosunu tatmin etmek için kullandıkları bir ideoloji. O zamanlarda güçlü olanların beyaz ten rengine sahip insanlar olmaları ve bu statüyü kaybetmemek için farklı ten rengine ait insanlara kötü davranmalarını buna bağlıyorum. İnsanlar eğer onlara kötü davranmazlarsa,ezmezlerse ellerindeki toprağı,haklarını,ekonomilerini bu insanlarla paylaşmak zorunda kalacaklar ve bu onları rahatsız edecek. Bu yüzden güçlüyken güçlü kalalım mantığıyla hareket ediyorlarDI. Günümüzdeki ırkçılık ise bence sadece geçmişten beri süregelen düşüncenin yeni nesiller tarafından yaşatılması. Artık hak ve hukuk onlar için de aynı olduğuna göre ırkçı olmak bir seçimdir. Kitapta okuduğumuz gibi Atticus bir siyahinin avukatlığını yapmış ve toplum tarafından hor görülmüştü. Statü farkı olduğu için ve siyahiler insandan bile kabul edilmediği için Atticus’u da hor görmüşlerdi çünkü kendilerinden aşağı gördüklerini birisini gerçekten savunmasını kaldıramamış,kendilerine
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,7bin okunma
10/10
·74 syf.··
2020 47. kitabı
·
(Spoiler içerir,sonu dahil,o yüzden eğer kitabı bitirmediyseniz okumamanızı tavsiye ederim.) Kafka’nın anlatmak istediği iki şey var bence. Birincisi toplumun farklı olana karşı olan bakış açısı. Farklı olduğun zaman veya farklı olduğunu belli ettiğin zaman toplum tarafından dışlanıyorsun. Ne kadar iyi birisi olursan ol o farklı kavramı sana yapışmış oluyor.( LGBT örneği mesela) Birileri seni önemsese de sonuçta sen bir böceksin artık :) Kız kardeşi ona bakmaya çalışıyordu sevdiği için ama aynı zamanda da ondan tiksiniyordu. Onu böyle kabul etmek istemiyordu. Bu durumu kafasında iyice belledi ve artık ona eskisi gibi bakmamaya başladı. Bu da onun ölümüne sebep oluyor. Sevgisizlik ve kabul edilememesi,önemsenmemesi. Bir diğeri ise Samsa bir nevi köledir;iş yerinde olsun,ailesinde olsun. Bu köleliğini sürdürdüğü sürece de sevilir yani sınırlarının dışına çıkmadığı sürece. Sürekli yaptığı şeyleri yaptığı sürece. Ailesi mesela Samsa böceğe dönüşmeden önce hiçbir işe elini sürmezken o böceğe dönüştükten sonra hepsi kendisine iş buldu. Yani yapabiliyorlarken yapmıyorlardı çünkü onların yerine yapan birisi vardı. İş yerinde asla hastalanmayan birisi bir gün hastalanınca onu işten atmak istediler. Yani demem o ki 30 gün el üstünde taşıyıp 1 gün yere bıraksan “Niye bıraktın?” derler.
Edebiyat
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma