Sudenaz

Sudenaz
@SudenazZ23Z
İnsanlar kırıcıydı,kitaplara kaçtım.
Kocaeli Üniversitesi
İstanbul
43 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sensizlik benim en büyük hastalığım yakaladı mı perişan ediyor.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Sudenaz

, bir kitabı okumaya başladı
Zülfü Livaneli
6.8/10 · 18,1bin okunma
Korku
Puan vermedi·80 syf.··
2022 21. kitabı
Stefan Zweig'ın "Korku" adlı novellasını okumak, benim için adeta bir insanın vicdan azabıyla nasıl kendini tüketebileceğine dair bir anatomi dersi almak gibiydi. Zweig, her zamanki gibi, kalın bir kitap yazmadan da insan ruhunun en derin dehlizlerine inmeyi başarıyor. Konusu (Beni Gerilime Sürükleyen Ne Oldu?) Kitabın merkezinde, varlıklı ve dışarıdan bakıldığında huzurlu bir hayat süren, evli ve iki çocuk annesi Irene var. Ancak Irene, monoton hayatına bir heyecan katmak amacıyla genç bir piyanistle yasak bir ilişkiye başlıyor. Hikaye, Irene'nin sevgilisinin evinden çıktığı bir anda, gizemli bir kadın tarafından yakalanıp şantaja uğramasıyla başlıyor. Bu kitap, sadece yasak bir ilişki hikayesi değil; asıl olarak suçluluk duygusunun bir insanı nasıl bir hapishaneye hapsedebileceğinin muhteşem bir psikolojik analizidir. Irene'nin yaşadığı korku, dışlanma, rezil olma ve elindeki konforlu hayatı kaybetme korkusudur. Zweig, bu duyguyu öyle somutlaştırıyor ki, ben de okurken Irene ile birlikte nefes alamadığımı hissettim. Evden dışarı çıkamaması, sürekli takip edildiği sanrısı... Adeta korku karakterin kendisi haline geliyor. Irene, aslında sevgilisine aşık bile olmadığını, sadece bir heyecan aradığını fark ediyor. Bu durum, vicdan azabını kat kat artırıyor. Yaptığı hatadan çok, yakalanma ve toplumsal yargı korkusuyla boğuşuyor. Irene'nin avukat olan kocası Frits'in, yalan söyleyenleri ve suçluları çok iyi tanıması, hikayeye müthiş bir gerilim katıyor. Irene, kocasının en küçük bakışından bile şüpheleniyor ve yalanlarının ortaya çıkma ihtimali, onu adım adım çaresizliğe sürüklüyor. Sonuç Olarak Bir Tavsiye "Korku", kısa ama etkisi uzun süren bir Zweig eseri. Yazar, okuyucuyu başkahramanın ruh haline o kadar derinden sokuyor ki, son sayfalara kadar bu psikolojik gerilimden
Edebiyat
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Mutluluk
Puan vermedi·328 syf.··
2023 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2023 01:03
Zülfü Livaneli'nin "Mutluluk" romanını okumak, benim için sadece bir kitap okumak değil, aynı zamanda Türkiye'nin farklı köşelerine doğru hem coğrafi hem de kültürel bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Kitap, adındaki ironiyle beni daha ilk sayfadan yakaladı, çünkü bahsettiği "mutluluk", alışık olduğumuz o naif duygu değil, karakterlerin onu ararken yaşadığı acılar ve yüzleşmeler üzerine kurulu. Kitabın Ruhu (Beni Nasıl Sardı?) Livaneli, bu romanda üç ana karakterin kaderini ustaca bir araya getiriyor ve Türkiye'nin doğusundan batısına, farklı toplumsal katmanlara dokunuyor: 1. Meryem: Töre nedeniyle amca oğlu Cemal tarafından öldürülme görevi verilen, genç ve masum bir kız. 2. Cemal: Askerliğini yeni bitirmiş, kendisine verilen "aile onurunu temizleme" göreviyle vicdanı arasında sıkışıp kalmış bir genç. 3. İrfan: Seçkin bir üniversitede akademisyenlik yapan, entelektüel ama hayata ve kendisine yabancılaşmış bir profesör. Kitabın beni en çok etkileyen yönü, bu üç farklı insanın çıktığı çalkantılı yolculuk oldu. Meryem ve Cemal, töreden kaçarken bir tekneyle Ege'ye doğru yol alıyorlar ve yolları bir noktada İrfan'la kesişiyor. Bu üçlünün hikayesi üzerinden Livaneli, toplumsal baskıları, töreyi, namus kavramını, entelektüel yalnızlığı ve en önemlisi kadının bu toplumdaki yerini derinlemesine sorgulatıyor. Okurken Hissettiklerim • Sürükleyicilik ve Atmosfer: Livaneli'nin anlatımı o kadar akıcı ki, kitap beni dört günde bitirecek kadar içine çekti. Özellikle Ege'deki tekne yolculuklarını okurken, adeta portakal çiçeği ve hanımeli kokusunu duyuyor, o kasabanın huzurunu hissediyordum. Karakterlerin duygusal geçişleri de o kadar gerçekçiydi ki, Meryem'in çaresizliğini, Cemal'in vicdan azabını bizzat yaşıyor gibiydim. • Farkındalık ve Eleştiri: Yazar, olay örgüsüne serpiştirdiği
Edebiyat
MutlulukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi Yayınları · 202443,6bin okunma
Gece Yarısı Kütüphanesi
Puan vermedi·282 syf.··
2024 1. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2024 00:42
Gece Yarısı Kütüphanesi: Benim Gözümden Bir İnceleme Matt Haig'in çok konuşulan kitabı "Gece Yarısı Kütüphanesi"ni nihayet bitirdim ve dürüst olmak gerekirse, beni hem sürükledi hem de bayağı düşündürdü. Fantastik kurgu ve felsefi bir derinliği birleştiren bu roman, okuduktan sonra kolay kolay aklımdan çıkmayacak türden. Konusu (Beni Çeken Ne Oldu?) Kitabın ana karakteri olan Nora Seed, hayatında aldığı kararlardan dolayı çok pişmanlık duyan, 35 yaşında, umutsuz bir kadın. Hikaye, Nora'nın intihar girişiminin ardından kendisini "Yaşamla ölüm arasında" bir yerde, sonsuz kitap rafıyla dolu bir kütüphanede bulmasıyla başlıyor. Saatin daima 00:00'ı gösterdiği bu yerde, eski okul kütüphanecisi olan Bayan Elm ona rehberlik ediyor. Nora'ya sunulan imkan ise tam anlamıyla rüya gibi: Hayatında "keşke" dediği her kararın yol açtığı farklı hayatları deneme şansı! Bir kitap seçiyorsunuz ve o kararı almadığınız alternatif bir evrende uyanıyorsunuz. Bir sporcu, bir rock yıldızı, hatta evlenmeyi reddettiği adamla evli bir kadın... Her bir hayat, Nora'nın kendi pişmanlık listesindeki bir maddeye denk geliyor. Bana Göre Teması ve Etkisi Beni en çok etkileyen kısım, kitabın hayatımızdaki seçimler ve pişmanlıklar üzerine kurduğu sorgulama oldu. Nora'nın denediği alternatif hayatlar, o "keşke" dediğimiz şeylerin aslında bizi mutlu etmeyeceğini, her hayatın kendine has zorlukları olduğunu gösteriyor. Kitap, bir nevi "Ne yaşamış olursam olayım, bu benim hayatım ve onu sevmeliyim," mesajını veriyor. Okurken defalarca kendi hayatıma dönüp baktım, "Şu kararı alsaydım şimdi nerede olurdum?" diye düşündüm. Haig, bu evrensel temaları öyle akıcı bir dille anlatmış ki, sayfaların nasıl bittiğini anlamadım bile. İçine serpiştirilmiş, "Hiçbirimiz dünkü insan değiliz," gibi felsefi cümleler de çok
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma