Bu eser bir kadının duygularının en açık şekilde ele alındığı, korkunun insan ruhunu adım adım ele geçirdiği hikâyede; utanç duygusu, suçluluk ve öfkeyle dolup taşan bir kadının dünyası, en can alıcı noktalarıyla gözler önüne seriliyor.
.....
Varoluşun sorgulanması, kadın erkek ilişkilerinin iç yüzü ve toplumsal baskıların insanları nasıl değiştirdiği Stefan Zweig’in gerçekçi ve detaycı üslubuyla Korku hikâyesinde ele alınıyor. Baya etkileyici ve hüzünlü olan bu eser çoğu konuda sizi kendi kendinize muhasebe içinde bırakıyor, insana kendini sorgulatıyor. Etkili bir hikaye. Okumanızı öneririm.
O kadar duygulandım ki bu romanı okurken..
Bir kadının çaresizliği mi desem aşkın hep tek kişilik olması mı desem bilemedim.
Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi?bilemiyorum işte'!
Zweig okurunu, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Herkesin severek okuyacağına eminim.
Şimdiden iyi okumalar dilerim.#1k ailesi