Ertesi gün sıkıcı bir sabahla başlayacaktı. Kim bilir, iç sıkıntısı olmasa, belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı. 'İş avutur,' derdi babası. O böyle avuntu istemiyordu.
Ancak sen kullarını zorluklara karşı sabırlı kılarsın, onların yüreklerine hırslar koyar, yaşamlarının kısalığı yüzünden içlerine türlü kederler salarsın. Kış günlerinin bitip bahara ulaşacağımızı, yaz zamanının ise kısa süreceğini biliriz. İşte bu yüzden gelip geçici sevinçlere kapılır ve her şeyden büyük zevk alma peşinde koşarız.
Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez.