Askerliğin birinci şartı cesaret ve hatta ölürken bile gülmektir. Asker, gözyaşını şehit düştüğü vakit vücudunu süsleyen, yahut düşmanını öldürdüğü zaman, kılıcından o ölünün üzerine dökülen kan damlalarında görür. Asker, gerçekten askerse, mezarının en karanlık köşesinde cennette bir pencere bulur. Asker, gerçekten askerse, vücudu toprak altında yatarken, ruhu gökyüzünde; namı halkın dilinde iftiharla dolaşacağını düşünür ve yerin altını üstü ile eşit ve belki yerin altını daha üstün görür. Asker, gerçekten askerse, rahat döşeğinde ölüp de şöyle bir mezara atılıvermekle, şan meydanında şehit edilerek mezara bedel bir milletin kalbinde yatmak arasında ne büyük fark olduğunu gayet iyi bilir.
Böyle yüksek böyle vatansever düşüncelerden dolayıdır ki, askerliğin en büyük özelliği de savaş alanını güzel bir mesire, güzel bir yol geçidi saymaktır.