Bir alman çöpçü generali. Yerleri süpürdükçe ölmekte olanların hırıltılı ciğerlerinden fırt fırt sesler çıkıyor...
Oyun tarzında yazılmış edebi bir eser olduğundan, kitap elime ilk ulaştığında ön yargı ile yaklaşmıştım. Ancak daha ilk sayfasından beni derinden sarstı.
Wolfgang 2. Dünya savaşına katılmak zorunda kalmış, savaş sırasında ise ağır hastalıklara yakalanmıştır. Daha sonrasında ise hapishanede tutuklu kalmıştır. Ve 26 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Kitapta da aslında 2. Dünya Savaşında yaşadıklarını anlatmıştır. Savaşın o karanlık iç yüzünü tüm çıplaklığı ile anlatmış. Savaştan sonra geri döndüğünde bıraktığı hiçbir şeyin olmayışını... Hem fiziksel hem de ruhsal anlamda bir çok acıyı, isyanı da ele almış. Özellikle de şu son zamanlarda, kesinlikle herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra kitaplığımla uzun uzun bakışıp, savaşın ne denli yıkıcı olduğu gerçeğinin yüzüme bir kez daha tokat gibi vurmasını asla unutmayacağım.
Bu yüzden günümüz Paris’inin genel bir ifadesi yoktur ve yüzyılların en güzelleri ortadan kaybolmuş örneklerinin bir araya gelmesinden ibarettir. Başkent sadece evlerle büyüyor, hem de ne evler! Paris bu hızla her elli yılda bir kendini yenileyecek. Böylece mimarisinin tarihsel anlamı sürekli olarak silinip gidecek. Giderek azalan anılar zamanla evlerin ortasında boğulacak, kaybolup gidecekmiş gibi görünüyorlar. Babalarımızın taştan Paris’i vardı, çocuklarımızın alçıdan bir Paris’i olacak.
Sayfa 144 - Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları·Kitabı okudu