Şimdi onun hakkında bildiğim tek şey, ona ait anılarım. Bu anılar da giderek uzaklaşıyor, gerilerde kalıyor; soluyor. Yıpranmış hücreler gibi. Yoksa mesele sadece biyoloji miydi?
“Herkesin yitirmek istemediği bir şeyi vardır” diye söze başladı adam. “Siz dahil… Ve bizler de işte bu şeyi bulmakta uzmanlaşmış kişileriz. İnsanların, istekleriyle gururları arasında mutlaka bir orta nokta vardır. Her nesnenin bir ağırlık merkezi olması gerektiği gibi. İşte bu nokta, bizim mimleyebileceğimiz bir şeydir. Ancak yitirdikleri zaman insanlar onun bir zamanlar var olduğunu anlarlar.”
“Doğru da, sinirinizi bozmuyor mu?”
“Elbette. Sinirleniyorum. Geriliyorum. Özellikle de acelem varsa. Ama tüm bunları eğitimimizin bir parçası olarak görüyorum. Sinirlenmek yaşamdaki yolumuzu yitirmek demektir.”