“Aşk böyle bir şeydir,” derdi büyük teyzem.
Eğer aşkına değer veriyorsan, onu tıpkı bahçendeki bir ağaçmış gibi gübrelemen, kar altında kırılmasın diye halatlarla desteklemen, yaşatmak için elinden ne geliyorsa yapman gerektiği katidir. Eğer o aşka değer vermiyorsan, tembelce kolaya kaçıp ayakta ölmesine izin vermen kafidir.
Şu anda burada, bu sokakta dikilirken, ondan uzaktaydım. İkimizin arasındaki mesafeyi ta içimde hissettim. Görüp geçirdiğimiz yıllar ya da o an bulunduğumuz yerler arasındaki mesafeyi değil, fakat aramızda kesinlikle var olan mesafeyi.
Konuşacak bir şeyimiz yok muydu acaba? Belki de vardı. Birdenbire ne konuşacağımı şaşırdım. Güya yakındık ama zaten yakın olduğumuz için ona bir şeyleri anlatamıyordum. Kendimi konuşmaya zorlarsam, hemen ayaklarımın dibindeki bir uçurumdan baş aşağı düşecektim sanki.