Penceresi buğulu, yüreği yorgundu
Yıllar mı hızlıydı, yoksa zaman mı ihtiyardı?
Ne çabuk bırakmıştı sevdikleri onu
Halbuki daha dün kime sarılıp öpmüş
Kimi ile oturup derleşmişti
Hepsi vakitliydi
Ama ona hep vakitsiz gelmişti
Ahh zaman, sırtına saplanan ateşten bir ok sanki
İçinde geçmişin ve geleceğin savaşı
Ne büyüyebilmiş ne çocuk kalbilmişti
Şöyle bir baktı ardına gözleri dalarcasına
Ağlamıştı bir çocuk büyümenin hayaline
Ağlamıştı bir insan çocuk kalmanın özlemine...
- Şule Çabuk