Oysa o gün hangi çiçeğe el uzattıysam onu zikir ve tespih ederken bulmuş, onların tespihini bölmemek için koparmaya kıyamamıştım. Bunu bir tek Tapduk Sultanım anlamıştı. O hal diline sahipti ve sultanım ile ilk o gün, arada kelimeler olmadan konuşmuştuk. Zaten o günden sonra benimle fazla kelam etmedi. Yüzüme bakar konuşur, elini uzatır konuşur, ayağa kalkar veya oturur, öylece konuşurdu. Kelimeler olmazdı ses duyulmazdı ama o benimle konuşurdu.
Ah, keşke söylesek de bir de yok olan sabrımızın, hüsnüzannımızın, yitirdiğimiz iyi niyetli yaklaşımlarımızın cenaze namazını kılsa imam. Çünkü biz; zâhire aldanıp hüküm veren her birimiz, Hasan amcadan daha ölüyüz şu an.