Şahsiyetli yerli kültürün gelişimi şeklinde olan normal düşünme yerini aktarılanın gelişmesi şeklinde görülen yalancı yabancı ve sahte bir düşünme yani düşünme taklidi alınca, ideolojiler, hakikat hakkındaki teoriler, kültür değişme ve seçimleri hep moda kurallarına uyar.
Onca insan kaderi, arşın tâ üstünde, bize, onu kendimiz idare ediyormuşuz gibi, uçsuz bir rahatlık ve serbestlik hissi verecek kadar ince bir sanatla idâre ediliyor.
İnsan, mesut körlük içinde hayatını doldurup gidiyor.
Tekrar tekrar okunması gereken ve herkesin okumasını istediğim bir başucu kitabı oldu benim için. Okuyarak ne kadar yanılır bilmem ama en az kırk fırında yanmak gerektiğini anladım. Aşktan hiç anlamadığımı anladım. Herkesin peşinde olduğu aşkın hiç de aşkla ilgisi olmadığını... Mütevazı olmanın önemini kavradım bu kitapla. Gökten inen sofra senin için de olsa kendinden saymamak. Kendini bilmek sonra unutmak üzerine kurulu bir kitap zannımca. Kendinden geçmek ne demek ondan da önce kendine varabilmek ne müthiş bir seviye. Rabbim bizlere de nasip etsin. Tüylerimi ürperten kısımlardan biri: Mevlana'nın Yunus Emre hakkında dediği: "Sûfilik yolunda hangi makama erişmişsem şu Türkmen kocası yunusun ayak izini orada gördüm." Rabbim hepsine rahmet etsin.