Senin suskunluğun benim tüm çabamı boşa çıkartmış olacak... Benim için iyilik istiyorsan benim için iyi olanı paylaş. Ya şimdi konuş ya da bir ömür boyu sus... Beceremiyorsan dileklerini de kendin için sakla...
Yine yoğunluktan uzunca bir süre elime alamadığım bir kitabın incelemesiyle karşınıza geldim :) Sanırım bu durumu biraz kontrol altına almam gerekiyor çünkü hedefimden oldukça uzağım.
Beyhan Budak'ın bir ruh sağlığı uzmanı olması açısından pek çok içeriğini beeğenerek takip ediyorum. Bu kitap da ise biraz daha öz terapi yapıyormuş gibi hissettim. Yani bir psikolojik danışman olan ben sanki bir meslektaşımdan seans alıryormuşum gibi hissettim. Kendimi değerlendirmem açıısndan faydalı oldu diyebilirim.
Kitapta "terapi defteri" adında bir defterden bahsediyor yazar. Bu deftere kitap boyunca verilen ödevleri yapıyorsunuz. Verilen ödevlerin bazıları çözüm odaklı terapinin ödevlendirmelerinden bazıları biliişsel davranışçı terapinin bilişsel çarpıtmalarından. Bir çok ekole yönelik kırıntılar görmek mümkün.
Dil ve üslup noktasına başka br incelemede değinmiştim aslında ama bu kitapta gözden kaçması zor beşten fazla yazım yanlışı görmek okuma motivasyonumu düşürdü. Çok temel yanlışlar da olduğu için bu seviyedeki bir yazarın editörünün gözünden kaçmamalıydı diye düşünüyorum.
Kitabı okumanızı öneriyorum. Herkesin kendisine dair edineceği bir şeyler olacaktır diye düşünüyorum
Hayat denilen bu oyunu kim tasarladıysa insanlarla dalga geçmeyi, onların nafile debelenişleriyle eğlenmeyi seviyor olmalıydı. Bu denli basit kuralları olan bir düzenin bu derece karmaşıklaşabiliyor olmasının başka izahı olamazdı. "Doğ, beslen, büyü, üre, yaşlan ve öl" kadar yalın ve tartışmasız bir formülü, tüm ihtiyaçları nasıl görünürse görünsün son derece basit ve ilkel olan insan soyunun böylesine girift bir hale getirebiliyor olması da hayatın kendine has oyunbozanlıklarından bir başkasıydı