Ulan nasıl bir toplum baskısı varsa üzerimizde, genç yaşımızda göçtüğümüze, sevdiğimize kavuşamadan öldüğümüze yanmıyoruz da hâlâ yakalanacağız da rezil olacağız diye üzülüyoruz.
Bu hikâye senden uzun mu bilinmez ama benden uzundu, Osman. Kitabı okurken hem güldüm hem düşündüm; hatta bazı satırlarında sana küfrettim. Sonra “Yok ya, Osman’ın suçu yok.” dedim. Evet, belki suçlusun, belki de suçsuz; bunu bilemeyiz. Ama şunu biliyorum: Hayatımda her daim muhatap alacağım, sağlığını önemseyeceğim, uyku düzenini takip edeceğim bir kendimim. Bu kitap bana ne olursa olsun kendinden mesulsün, başkası yok, başkaları yok demeyi öğretti.
"Herkes gider insan kendine kalır."
Sevgili ablam hep şöyle der:" Dünyanın sonundan başka hiçbir şey, dünyanın sonu değildir." Bu bilginin kesin olmasına bayılıyorum. Geçmişe dönüp şöyle bir bakınca bir sürü kıyamet atlattığımızı ancak hiç hiçbirinde kıyametin kopmadığını görüyorum.
Bu ara sık sık o yalnız balinayı düşünüyorum. Hani diğer tüm balinalardan farklı frekansta bir ses çıkardığı için hiçbiri tarafından duyulmayan, yıllardır okyanusta tek başına dolaşan o kimsesiz balinayı. Herkes aynı şarkıyı söylemek zorunda değil ki. Bunun bedelinin bu kadar ağır olmasına çok kızıyorum. O balinaya büyük şefkat duyuyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman.