Sümeyye

Sümeyye
Matematik öğretmeni
omü
130 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Tanrı
Öyleyse, en yüksek iyi için varsayılması gereken, doğanın en üst nedeni, anlama yetisi ve isteme aracılığıyla doğanın nedeni (bunun sonucu olarak da başlatıcısı) olan bir varlık, yani Tanrıdır. Sonuç olarak, en yüksek türetilmiş iyinin (en iyi dünyanın) olanağının koyutu, aynı zamanda en yüksek asli bir iyinin gerçekliğinin, yani Tanrının varlığının koyutudur. . . . En yüksek iyi de ancak Tanrının varoluşu koşuluyla olabildiğinden, bunun varsayılması ödevle ayrılmaz bir biçimde bağlıdır, yani Tanrının varlığını kabul etmek, ahlaksal bakımdan zorunludur.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acının omuzlanışı
Kadını bir gürültüye sapladılar. Evler tıkırtıydı, tıkırtıydı, tıkırtı kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar fırtınalı bir geceydi çünkü bulamadılar bombalar, bö sesleri, savaş alaborası... Yaşamak bir tıkırtıydı, aldırmadılar.
Akıl sahibi, ama sonlu bir varlık için yalnızca ahlaksal yetkinliğin alt basamaklarından başlayıp üst basamaklarına doğru, sonsuza dek giden ilerleme olabilir. Zaman koşulunun, kendisi için hiçbir şey ifade etmediği Sonsuz Varlık, bizim için sonu olmayan bu dizide, ahlak yasasına uygunluğun tümünü görür; ve herkese en yüksek iyiden dağıttığı payda, adaletine uygun olabilmek için, Sonsuz Varlığın buyruğunun hiç aksatmadan talep ettiği kutsallığa da, akıl sahibi varlıkların bir tek düşünsel görürsünde tam olarak rastlanabilir.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Felsefe
Buna göre en yüksek iyi pratik olarak, ancak ruhun ölümsüzlüğü varsayımıyla olanaklıdır; dolayısıyla bu da, ahlak yasasına ayrılmaz bir biçimde bağlı bir şey olarak, saf pratik aklın bir koyuturdur. (Bundan anladığım ise, teorik bir önerme, ama a priori koşulsuz olarak geçerli olan pratik bir yasaya ayrılmazcasına bağlı olduğundan, teorik bir önerme olarak kanıtlanmaz olan bir önermedir.)
Sayfa 133·Kitabı okudu
Felsefe
Gerçekten de, pratik akıl tutkularla koşullanmış olarak, yani eğilimlerin yararını sırf mutluluğun duyusal ilkesine göre yöneten olarak temele konursa, teorik akla böyle bir istemde hiç bulunulamaz. Yoksa Muhammed'in cenneti, ya da teosofların ve mistiklerin, Tanrılığın içinde eriyerek onunla birleşmeleri, her biri kendi beğenisine göre kendi ucubesini akla zorla sokardı ve aklı böylece bu biçimde düşlere terk etmektense, akla hiç sahip olmamak daha iyi olurdu.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Felsefe