Gerçekten de hiç kimse, bir olayla ilgili olarak, bu olaydan önce, olayın kendisini zorunlulukla izlediği bir şeyin olmuş olması gerektiğini, yani olayın bir nedeni olması gerektiğini söyleyemez; böyle bir şeyin bir kural çıkartılabilecek kadar sık sık olup bittiği durumlar biliyor olsak da, yine de, bunun her zaman ve zorunlu olarak bu biçimde olacağını kabul edemeyiz. böylece de, aklın her türlü kullanılışının bittiği kör rastlantıya hak tanımak zorundayız; bu da etkilerinden nedenlere giden çıkarımlar konusunda, skeptikliği sağlam ve yadsınmaz bir biçimde temellendirir.
Duyular dünyasındaki isteme eylemleriyle ilgili nedenselliği, akıl belli bir biçimde muhakkak bilmelidir; yoksa pratik akıl gerçekte hiçbir eylem ortaya koyamazdı.
Dolayısıyla ahlak yasasının nesnel gerçekliği hiçbir türetimle, teorik, kurgusal veya deneysel olarak desteklelen aklın hiçbir çabasıyla kanıtlanamaz; dolayısıyla da ondan zorunluklu kesinlik beklemekten vazgeçilse bile, o, hiçbir deneyle doğrulanamaz, böylece de a posteriori olarak kanıtlanamaz, ama yine de sapasağlam ayakta durur.
İçimin vadilerinde kış kıyamet;
Rüzgarlar biteviye
Yavrusunu yitiren kurdu sesleniyor.
Ve ay her gece
Gümüşi bir yalnızlığı anlatmak için
Doğuyor sanki öylece.
Sonsuz gökyüzü götürür beni baktığın yere
Aynı yıldızlar ayrı mekanda bakar yüzümüze
Yakın olsan bilemezsin, beni bazen özlemezsin
Uzak olsan gelemezsin, beni böyle sevemezsin