"annemle babamın mezarının yanına oturdum ve Youging'i bağrıma bastım. Onu bırakmıyordum. Yüzünü omzuma yasladım. Youging'in yüzü kaskkatıydı. Sanki omzumda bir buz parçası varmış gibi hissettim. Gece rüzgarı yaprakları süpürüyordu ve oğlumun bedeni çiyden ıslanmıştı.Bu sabah okula giderken ki görüntüsü gözümün önünden gitmiyordu. Koşarken sırtında ki çanta bir aşağı bir yukarı zıplıyordu. Youging'in bir daha tek kelime edemeyeceğini ya da çıplak ayakla okula koşmayacağını düşünmek yüreğimi öyle acıttı ki, ağlayamadım bile."