Tarihimiz boyunca, biz Japonlar intihara her zaman saygı duyduk. İntihar bizim için hayatlarımıza anlam ve biçim veren ve hayatlarımızı sonsuza dek onurlandıran güzel bir eylemdir. Duygularımızı en canlı ve en gerçekçi biçimde yaşamamızı sağlayan yoldur. Binlerce yıldan beri süregelen bir geleneğimizdir.
Çünkü gördüğünüz gibi capcanlı hissetmek kolaylıkla edinilebilecek bir deneyim değildir. Bir ağırlığı ve şekli olmasına rağmen hayat bir yanilsamadan ibarettir. Bizim canlılığımızın gerçek bir çizgisi ya da sınırı yoktur. O nedenle biz Japonlar, hayatlarımızın gerçek olmadığını hissettiğimiz söyleriz. Tıpkı bir rüya gibi...
Zamanlama çok önemlidir. Mesela, Nisan ve Haziran ayları arasında doğan erkeklerin, diğer aylarda doğan erkeklere oranla daha çok intihara meyilli olduklarını okumuştum bir yerde
Şimdi herkes yanında su taşıyor, bol su içmekten bahsedip duruyor, bunlar benim çocukluğumda yoktu. Hatta insanların su içtiğini bile hatırlamıyorum. Ya soda içilirdi ya da Tang, bir sürahi suyun içinde çözülen, bariz plastik tadının altında belli belirsiz bir portakal tadı olan, muhtemelen zehirli toz bir içecekti Tang.
Not everything is going to go my way and not everyonw gets a happily-ever after. Life is real and sometimes it's ugly and you just have to learn how to cope. I'm going to accept it with a dose of your indifference, and move on.