Sıradaki çocuklardan biri, haşarı bir sırıtışı olan bir oğlan bana dil çıkarıyor. Katılaşması, sitemkar ve öfkeli biri haline gelmesi ne kadar sürecek; köyünden bir grup başka oğlanla direnmeye, geçen yerleşimcilerin arabasına taş atmaya başlayana ve zırhlı giysili, biber gazı ve plastik mermi kullanan askerlerle yüz yüze gelene, fazladan bir taş attı diye hapse götürülene kadar, kontrol noktasında bekleyerek daha kaç aşağılayıcı gün geçirmesi, kaç çıplak aramaya maruz kalması ve kaç kere sorgulanması gerekecek merak ediyorum
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nijeryalı yazar Ben Okri, büyülü gerçekçilikle kendi kürütürünü karıştırdığı romanı Aç Yol’da bir şeylere değinmek istemiş belli ki ama benim için kitabın son 200 sayfası maalesef bir eziyete dönüştü. Okudukça bitmedi, bitmedikçe sıkıldım. Bitirmek için okudum, keyif alamadım. Karakter gelişimi yok, karakterlerin kendi içinde bir tutarlılığı yok. Sürekli tekrar eden aynı temalar ve olaylar var: Düzenlenen ziyafet, çıkan arbade, o kalabalıkta çıkan ve peri çocuk Azaro’yu kaçırmaya çalışan periler, dövüş, dövüş sonrası babanın iyileşme dönemi. İlk dinleyiş ya da okuyuşta ilginçken gittikçe kitap ilerledikçe sıkan hep aynı daha doğrusu çok benzer olaylar. Ayrıca Madam Koto’ya da çok haksızlık yapılmış. Kadından iyilikten başka bir şey görmeyen aile her fırsatta Madam Koto’yu kötülüyor. Sayın Okri keşke karar verseydiniz ya da karakterlerin bir gelişim evresi olsaydı. Gerçi kitaptaki tüm karakterler tutarsız. Konuşmaşların az olduğu, geveze bir anlatıcının yer aldığı - Azaro yani yazar- bir kitap Aç Yol; maalesef bana hitap etmedi.
Bazı insanlar davranışım üzerine yorum yaparak çocukların artık büyüklerini saymamalarına hayıflandı ve tüm suçu Afrika’nın değerlerini bozan beyaz adamın yaşam biçimine yıktı.