Roman, Nijeryalı yazar Ben Okri’nin 1991’de yayımlanan başyapıtı kabul edilir. Hikâye, bir ruh çocuğun ağzından anlatılır. Azaro bir abiku’dur. Afrika inanışında abiku, doğmadan önce ruhlar dünyasında var olan, dünyaya gelip kısa bir süre yaşadıktan sonra tekrar öte tarafa dönmeyi seçen çocuktur. Azaro’nun hikâyesi, bir yandan Afrika mitleri ve büyülü gerçekçilik ile örülmüşken, diğer yandan yoksulluk, sömürge sonrası siyaset, aile mücadelesi ve toplumsal adaletsizlik gibi çok gerçekçi öğelerle iç içedir.
Okri’nin dili son derece lirik ve metaforlarla doludur; roman bazen bir rüya, bazen bir masal gibi akar. Olağanüstü ve mistik olaylar günlük hayatın olağan parçası gibi sunulur. Azaro’nun dünyalar arası bakışı, hem bireyin hem toplumun "aç yolunu" yani doyumsuz arayışını simgeler.
Okri eserinde siyasi yozlaşma, ekonomik yoksulluk, adaletsizlik, ruh ile beden arasındaki sürekli çekişme, yaşama tutunma çabası, hayatta kalma iradesi gibi temaları ustalıkla işler.
Eser Afrika edebiyatına yeni bir soluk getirmesi, geleneksel Afrika mitlerini modern roman tekniğiyle birleştirmesi, sömürge sonrası Afrika’nın toplumsal panoramasını benzersiz bir üslupla yansıtması nedeniyle Booker ödülüne layık görüldü. Ayrıca Latin Amerika’dan bildiğimiz büyülü gerçekçilik, ilk defa Nijerya bağlamında bu denli güçlü işlendi.
Okri’nin dili hem şiirsel hem politikti; mistik ve gerçek aynı anda var oluyordu. Yoksulluk ve adaletsizliği anlatırken, aynı zamanda Afrika’nın ruhani geleneğini ve insanlarının direncini evrensel bir dile çevirdi. Azaro’nun “aç yol”u, sadece Nijerya’nın değil insanlığın arayışını simgeliyordu: açlık, doyumsuzluk, yolculuk, varoluş.
Roman net bir olay örgüsünden ziyade rüya parçaları gibi akışa sahip olduğundan, tekrarlayan imgeler çok sık olduğundan bazı okurlar