Süm

Yalancı bir güneş, sabahı seriyor şehrin tenha sokaklarına. Kalbim kurumuş bir toprak gibi darmadağın. Korkular düşüyor kalabalığın fısıltılarına.
Sayfa 78
Reklam
Kendi uçurumlarının kenarında geziniyorsun ve düşebilecek olman seni rahatlatıyor. Aslında düşmek istemiyorsun.
Sayfa 78
Beyhude dolaşıyorum sokaklarda. Ruhumu nerede düşürdüm hatırlamıyorum. Hangi çıkmaz sokakta âşık oldum? Hangi ara sokakta kavga ettim şehirle? Beni kimler gammazladı bilemeyeceğim hiçbir zaman.
Doğurgan gecelerden payıma sükut düştü. Kelimeleri bir lodosa serpiştirdim. Lal çocuklar gibi seslendim uçurtmalara. Hayat boğazımda düğümlendi. Sakıncalı tutkularımı mezar taşlarına yazdım. Bu kaçıncı yerlebir oluşu kalbimin? Bu gece kaç kez doğup, kaç kez öleceğim?... Bir vadi dolusu ölümüm olsa, bi vadi daha olsun isterim.
Sayfa 73
Hangi vefa duygusuyla tutunacağız dünyaya? Hangi güzelliğin özürüyle varacağız mezara? Biz nasıl seveceğiz? Sevgimizi nasıl söyleyeceğiz? Bunu kim öğretecek bize? Ellerimiz bir su gibi akacak mı bir daha?
Sayfa 38
Reklam