Özellikle sürekli aklımızı çelen ve eyleme çağıran tekliflerle kuşatıldığımız ve sırf bir arzuya sahip olmanın o arzuyu meşru kıldığı medya ve tüketim toplumunda, insan arzuları çok çeşitli ve değişkendir.
Varoluşçular, bireyleri belirleyenin eylemleri olduğunu söyler. Bu yanlış olmamakla beraber, aynı derecede yapmadıklarımız tarafından da belirlendiğimizi gözden kaçırmamak gerekir. Yalnız yaptıklarımız değil, kaçırdıklarımız da bizi biçimlendirir.
Sokrates'in Savunması'nda aktardığına göre, ölüme mahkum edilen Sokrates şöyle demiştir: "Günlerini düzgün bir insan olmanın ne demek olduğunu ve kendimin ve başkalarının hayatı üzerine çalışmalarımda savunageldiğim diğer meseleleri tartışarak geçirmenin bir insan için en büyük iyilik olduğunu söylesem bana inancınız iyice azalır: Hayatımız, ancak eleştirel irdelemeye tabi tutabildiğimiz sürece yaşamaya değer."
Hiçbir şey istemeye cüret etmemek muhtemelen bir insanın düşebileceği en dip noktadır - yerinde duramayan deneyim avcısının hiç olmazsa kendi zevkleri ve oyalandığı şeyler vardır. Depresyonun temel özelliklerinden biri, belirtilerinin arasında arzu yoksunluğu da olan, doktorlar ve psikologlar tarafından anhedoni olarak adlandırılan durumdur.