Tarihin yazık ki adını kaydetmediği kimsesiz, yoksul bir kadın da unutulmayacak bir kahramanlık yaptı. Beyoğlu berberlerinin peruka(takma saç) yapmak için parasıyla saç aradıklarını duymuştu. Musluman Türklerde kadınlar genellikle saçlarını kesmez. Kesenlere iyi gözle bakılmazdı. Ama uzun saçından başka varlığı yoktu. Cepheden gelen yaralıları, iniltileri kesilmeyen göçmenleri, caddelerden yenilginin utancı içinde başları eğik geçen namuslu subayları düşündü. Günahsa günaha gitmeyi, ayıplanmayı, hor görülmeyi, cirkin olmayı göze aldı, o kadar sevdiği saçlarını ağlaya ağlaya dibinden kesti. Rum berbere sattı, aldığı üç kuruşu koşa koşa Donanma cemiyetine yetiştirdi.
Olay duyulup yayıldı.
Birçok kimsesiz kadın, yoksul kız da saçlarını satıp aldıkları parayı Donanma cemiyetine helal ettiler. Halk yüzlerce yıllık durgunluğu üzerinden atmıştı. Bir milli heyecanı paylaşıyordu !
İnsan kırdı ve kırıldı,
Sustuğunda bile içten içe çığlıktı.
Bir aynada kendine darıldı,
Yalnız hissederken, kalabalığa alıştı.
Düşler soldu, zamanla kayboldu,
Bir yara daha, içi karardı.
Herkes gitti o kaldı,
Kendi içinde bir boşluk bıraktı.