Bir gerçek söyleyeyim: Acımazlar, derin bir deniz olduğunu görenler dalgaya dönüşür. Düşünmeyen herkes düşüneceğini bildiği için seninle görüşür. İnce olan kolay kırılır, kıran kişi “Neden incesin?” Diyip darılır. Duygusal düşünürsen iyileşmezsin. Sürekli yaralanırsan iyileştiğini hissedemeden ölüp gidersin.
Bir ülke nasıl batar? Yalnızca savaşlarda yenilmekle değil, elindeki toprakları başkalarına kaptırmakla da değil… Ruhça çökerek, yaşamdan koparak batar. Aylaklar
Bir kadın, eğer seni seviyorsa; çekinmez beklemekten, özlemekten, göz yaşlarından, sana dair çaresizliklerinden ve adınla başlayan haykırışlarından. Kuşların ürkekliği vardır o kadında adım atsan kaçacak gibidir fakat atmazsan ölecek gibi. Aldığı her nefesin adı sen yüreğinde bıraktıklarıysa gözlerindir. 5 dakika öncesine dönmek isteyip saatleri geri alan bir çocuk kadar ürkektir seven kadın. Bir kadın güvenmişse ihanet etme çünkü sen onun sırtını yasladığı bir dalı, yüreğini emanet ettiği bir limansın. Seninle güzeldir gökyüzü, seninle anlamlıdır dinlediği şarkılar onu terkedip karartma dünyasını. İçinde ölenleri kalbine gömer kadın, bu yüzden zordur onun için unutmak, katlanılmazdır. Çünkü o kadar çok kırılmıştır ki kadın, çekinmeden, hesap sormadan yine kırılır. Unuttum derken bile hatırlar kadın kimisini özlemle, kimisini nefretle, kimisini de bıraktıklarıyla. Ürkektir kırılmış bir kadın, kendini güçlü zannneder ama öylesine ve ölesiye müsaittir ki kırılmaya ne kadar güvenmiyorum desede güvenir hayatına giren herkese.
Sevip de söyleyemediğim şarkılar var
Bir dizesini asla hatırlayamadığım şiirler
Keşke, keşke o ben olsaydım dediğim hikâye kadınları
Düşlerim var
Uyandığımda yalnızca başını hatırladığım
Ve asla sonuna kadar görmeyi beceremediğim
Bir adam var düşümde, tam dokunacakken uyandırıldığım
Bir adam, sonumuzun ne olacağını hiç öğrenemediğim
Düşümde bir adam var, benim mi bilemediğim
Bir adam var diyorum, düşünüp düşümden ayrı kaldığım…
Sibel Alaş- Adam