Suuidea

Bilgi herkese açık, ancak ait olduğu alanda, belirli bir eğitim sürecini başarmış insanların elde edebileceği bir şeydir. Bu nedenle, Fuzûlî'nin dile getirdiği gibi, "İnsanlar arasındaki eşitsizliğin gerçek nedeni bilgidir." Kişiler, matematik gibi formel bir bilim dalına ait herhangi bir soruyu çözmek için uzmanlık isterken, hayatlarının anlamını devşirdikleri kutsal metinler için aynı duyarlılığı göstermemektedir. Nasıl ki, bakkal hesabı bilmek, matematik bilmek demek değilse, ilmihål bilgisi de dinin kendisi değildir. Hasta olunca hastalığının uzmanı hekime giden, hekimin muayene sonucunda karar verdiği tedavi yöntemine güvenerek ilaç alan, istirahat eden ya da ameliyat olan bir kişi, nasılsa aynı davranışı, dünyevî ve uhrevî anlamlılığını belirleyen dinî konularda göstermez; uzman aramaz; bulsa da güvenmez! İlginçtir ki, dinî konularda herkesin bir fikri vardır. Elbette ki, bu bir tespit ve her tespit gibi, günlük hayatta karşılaştığımız onlarca olgu ve olayın deneyimine dayanıyor. Ancak tam bu noktada şu sorunun sorulması gerek: Neden insanlar pek çok konuda sağlamcı iken, dinî konularda -ve dahi değişik beşerî alanlarda-sallama yöntemini benimsiyorlar
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Niyet ettim Allah’ım, nefsime zulmetmemeye, erken kalkmaya, erdemli bir insan olmaya, işlerimi hakkıyla yapmaya, çalışmaya, çok çalışmaya, abesle meşgul olmamaya, insanlığa faydalı olmaya, bir ilim öğrenmeye, bir beceri geliştirmeye, faydalı şeyler üretmeye, hizmet etmeye, gönüller fethetmeye, imanlı nesiller yetiştirmeye ve bunların hepsini yapmaya çalışırken tüm güç ve kudret sahibinin yalnız ‘Sen’ olduğunu asla unutmamaya, kibirlenmemeye...
Çünkü kadim kültürümüzde terbiyenin en üst amacı kalb-i selim, talimin en üst amacı akl-ı selim, edebin en üst amacı ise zevk-i selimdir. Bu üç selime sahip kişi, zarif kişidir; zarif, zerâfet sahibi kişi ise âlim olduğu kadar åriftir; bildiği kadar tanır, tanıdığı kadar da güzeli eyler.
Kadim deyiştir: Kendiyle barışık olmayan, başkalarıyla savaşır
.... fıkıhın/hukukun bulunmadığı bir yerde ahlâkın, kişilerin insafına bağlı kalacağı izahtan vârestedir