Yazarın okuduğum ilk kitabı. Akıcı ve hemen bitirilebilir bir kitap.
Kişilerin içsel döküşleri ile harmanlanmış monolog gibi. Adeta sırlar geçiti.
Beğendiğim noktalar olduğu gibi maalesef beğenmediğim noktalarda oldu.
Kitabı okurken bir noktada kesip kendimle konuştum.
İnsanlar hayatlarımızda ama içlerini bilmiyoruz bizimleyken ne düşünüyorlar bilmiyoruz. Kendimizden bile saklayıp düşünmek istemediklerimizi neden başkası düşünsün isteyelim ki?
İstemek zorundayız çünkü insanız ve söylemeden de anlaşılmaya ihtiyacımız var.Peki evleneceğimiz zaman eşimiz bizi anlayacak mı? Sevecek mi bizi kendisiyle bir bütün hissedecek mi yoksa biz onunla sadece ev arkadaşı mı olacağız peki gönül düşünce ve ruh arkadaşlığı...
Evlikik ne büyük cesaret ne büyük sorumluluk...
Kitaba tekrar gelirsek dört dörtlük beğendim diyemem ama iyi.
Bilgi herkese açık, ancak ait olduğu alanda, belirli bir eğitim sürecini başarmış insanların elde edebileceği bir şeydir. Bu nedenle, Fuzûlî'nin dile getirdiği gibi, "İnsanlar arasındaki eşitsizliğin gerçek nedeni bilgidir." Kişiler, matematik gibi formel bir bilim dalına ait herhangi bir soruyu çözmek için uzmanlık isterken, hayatlarının anlamını devşirdikleri kutsal metinler için aynı duyarlılığı göstermemektedir. Nasıl ki, bakkal hesabı bilmek, matematik bilmek demek değilse, ilmihål bilgisi de dinin kendisi değildir. Hasta olunca hastalığının uzmanı hekime giden, hekimin muayene sonucunda karar verdiği tedavi yöntemine güvenerek ilaç alan, istirahat eden ya da ameliyat olan bir kişi, nasılsa aynı davranışı, dünyevî ve uhrevî anlamlılığını belirleyen dinî konularda göstermez; uzman aramaz; bulsa da güvenmez! İlginçtir ki, dinî konularda herkesin bir fikri vardır. Elbette ki, bu bir tespit ve her tespit gibi, günlük hayatta karşılaştığımız onlarca olgu ve olayın deneyimine dayanıyor. Ancak tam bu noktada şu sorunun sorulması gerek: Neden insanlar pek çok konuda sağlamcı iken, dinî konularda -ve dahi değişik beşerî alanlarda-sallama yöntemini benimsiyorlar
Niyet ettim Allah’ım, nefsime zulmetmemeye, erken kalkmaya, erdemli bir insan olmaya, işlerimi hakkıyla yapmaya, çalışmaya, çok çalışmaya, abesle meşgul olmamaya, insanlığa faydalı olmaya, bir ilim öğrenmeye, bir beceri geliştirmeye, faydalı şeyler üretmeye, hizmet etmeye, gönüller fethetmeye, imanlı nesiller yetiştirmeye ve bunların hepsini yapmaya çalışırken tüm güç ve kudret sahibinin yalnız ‘Sen’ olduğunu asla unutmamaya, kibirlenmemeye...