Suuidea

Şöyle olmuş: Ben sen demişim Sense sen
Reklam
Allahım Yol boyunca Bırakma elimi Düşerim sonra Allahım Niçin halkettinse beni Kalbime söyle iyice Engellerden arınsın yolum Allahım Nasıl pırıl pırılsa Güzelse sevdiğin kulların Öyle güzel kıl beni Allahım O güzeller güzeli Hangi iyilik diledi senden Dilerim ben de öylelerini Allahım Peygamber efendimiz Hangi şerlerden sığındıysa sana Upuzak tut benden de onları Allahım Yol boyunca Tarih boyunca Başıboş bırakma bizi
Bir kedi miyavlar yalnızlık hakkında
Üç armağan
Bir zamanlar, Bişerri kentinde, iyi kalpli bir hükümdar yaşardı, tebaasının sevip saydığı bir insandı. Orada, son derece yoksul bir adam da vardı, hükümdara karşı öfke doluydu, onu çekiştirip arkasından atıp tutarak boşboğazlık ediyordu. Hükümdarın bundan haberi vardı, ama sabrediyordu. Sonunda kaygılandı. Bir kış gecesi, hükümdarın hizmetkârlarından biri adamın kapısını çaldı; koca bir çuval un, bir torba sabun ve bir koni şekerle gelmişti. Hizmetkâr ona "Hükümdar bu armağanları size onu iyi anmanız için gönderdi," dedi. Adam çok sevindi, çünkü hükümdarın bu armağanlarla kendisine saygılarını sunduğunu düşünüyordu. Kibirli bir halde piskoposu görmeye gitti ve hükümdarın ona armağan ettiği şeyleri anlattı. "Görüyor musun," dedi, "hükümdar benim teveccühümü ne kadar arzu ediyor?" Ama piskopos şöyle cevap verdi adama: "Ah, bu hükümdar ne kadar akıllı ve sen ne kadar az anlıyorsun! Hükümdar simgelerle konuşuyor. Un boş miden için; sabun kirli bedenin için; şeker de acı dilini tatlandırman için."
İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar. Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.