Allahım
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra
Allahım
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum
Allahım
Nasıl pırıl pırılsa
Güzelse sevdiğin kulların
Öyle güzel kıl beni
Allahım
O güzeller güzeli
Hangi iyilik diledi senden
Dilerim ben de öylelerini
Allahım
Peygamber efendimiz
Hangi şerlerden sığındıysa sana
Upuzak tut benden de onları
Allahım
Yol boyunca
Tarih boyunca
Başıboş bırakma bizi
Bir zamanlar, Bişerri kentinde, iyi kalpli bir hükümdar yaşardı, tebaasının sevip saydığı bir insandı.
Orada, son derece yoksul bir adam da vardı, hükümdara karşı öfke doluydu, onu çekiştirip arkasından atıp tutarak boşboğazlık ediyordu.
Hükümdarın bundan haberi vardı, ama sabrediyordu.
Sonunda kaygılandı. Bir kış gecesi, hükümdarın hizmetkârlarından biri adamın kapısını çaldı; koca bir çuval un, bir torba sabun ve bir koni şekerle gelmişti.
Hizmetkâr ona "Hükümdar bu armağanları size onu iyi anmanız için gönderdi," dedi.
Adam çok sevindi, çünkü hükümdarın bu armağanlarla kendisine saygılarını sunduğunu düşünüyordu.
Kibirli bir halde piskoposu görmeye gitti ve hükümdarın ona armağan ettiği şeyleri anlattı. "Görüyor musun," dedi, "hükümdar benim teveccühümü ne kadar arzu ediyor?"
Ama piskopos şöyle cevap verdi adama: "Ah, bu hükümdar ne kadar akıllı ve sen ne kadar az anlıyorsun! Hükümdar simgelerle konuşuyor. Un boş miden için; sabun kirli bedenin için; şeker de acı dilini tatlandırman için."
İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar.
Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.