Suuidea

Kendilik bilgisi, kendini-bilmek, dış-a-rı-dan hareketle, dışarıya yönelerek, ne tek tek ağaçları sayarak, ne de ormandan dolaşarak ulaşılacak bir bilgi türüdür. Çünkü benlık kuyusu, dışarıdan sürekli su taşıyarak doldurulamayacak kadar derindir; yapılması gereken, benlik kuyusunun zeminındeki çer-çöple tıkanmış delikleri temizleyerek (tezkiye), iç-e-ri-ye akmayı, fışkırmayı bekleyen suyun önünü açmaktır. Ancak insan çoğun, kendinden kaçar; kendiyle yalnız kalmaktan korkar; kendini dinlemekten ürker; tersine, dışarıya, gürültüye, başkalarına, kalabalıklara sığınır; kendini beşerî ekrana göre ayarlar, tadil eder. Yorgun argın döndüğünde ise kendine sırtını döner ve uyur, daha doğrusu uyumaya çalışır. Çünkü kadîm sûfi/irfânî kültürümüzde dile getirildiği üzere, ancak vicdanı rahat olan insanî bir uyku uyuyabilir; zira yine bu anlayışa göre, insanî uyku, bebek uykusudur; masum, derin ve huzurlu...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanlar vardır, tüm dikkatlerini ağaca; insanlar vardır, tüm dikkatlerini ormana verirler. Tek tek ağaçlara takılıp kalanlar ile ormanda kaybolanların kaderi aynıdır: Kendıni kaybetmek... Ağaçların tekillikleri arasında yol bulmaya çalışan kişi ile ormanın bütünlüğüne sığınan kişinin ortak noktası, yol bulmaya çalışan ile sığınanı kışı olarak göz ardı etmeleridir. Hem tek tek ağaçlara bakanın, hem de or manı idrak edenın kendine ilişkin farkındalığı, kendine dikkat kesilmesi, ağaç ile ormanın biraz da kendi olduğunun ayırdına varması, ilkece, ağacı görmenin ve ormanı idrâk etmenin zemininde kişinin kendilik bilgisinin/bilincinın bulunduğunu anlaması demektir.
Bize göre ise insanın bir doğası yoktur ama bir fıtratı vardır; bu da insan olmalıktır. Bu deyiş de meşrûiyeti insana verir. Öyleyse despotun eşitliği ["?" = Insan] olarak düzenlenir; sâbite Hz. İnsan olarak alınırsa ve tüm işlemler onu verecek şekilde örgütlenirse meşrûiyet sorunu da çözülmüş olur. Gerisi özgürlük üzerine güçlülerin anlattığı bitmeyen manipülatif bir masaldır.
"Bu ülkede her bireyin tüketemeyeceği sınırsız bir özgürlük var; ancak kişiler bu özgürlükleri kullanmayı bilmiyor. Öte yandan özgürlük bızâtihi sınırlılıktır." diyerek cümlelerini tamamlamış. .
"Allah’ım! (rahmetini) umarak, (azabından) korkarak kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Senden başka sığınak, senden başka dayanak yoktur. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere inandım." (Buhârî, Vudu 75)