Ayşe Akgün

Ayşe Akgün
“Her güne hayatının en güzel günü olması için şans ver..” Mark Twain
Reklamcı
Üniversite
Sylt
268 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
7/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Sema Soykan’ın kalemini daha önce okuduğum ve çok beğendiğim Keşke, Adsız Roman ve Kilit Taşı kitaplarıyla tanımıştım. Yazar, bu kez Belki romanında, Kıbrıs’ın kanlı ve acı dolu tarihini, gerçek belge ve bilgilerle harmanlayarak bir aşk hikâyesi içerisinde bizlere sunuyor. Roman, “Anavatandaki Keşke’lerden, Yavru Vatan’daki Belki’lere uzanan zorlu, onurlu ve umut dolu bir yolculuk…” cümlesiyle başlıyor. Hikâye, 55 yaşlarında Sarah adında bir İngiliz kadının, geçmişte Kıbrıs’ta yaşanan olaylarla ilgili bir belgesel film çekme amacıyla adaya gelmesiyle başlıyor. Sarah, kendisine tercüman olarak Sevgi adında bir kadını seçer. Ancak bu seçim bir tesadüf müdür, yoksa Sarah’ın başka bir amacı mı vardır? Sevgi, mücahit bir terzinin kızı ve Kıbrıs sevdalısı genç bir kadındır. Yıllar önce büyük bir hayal kırıklığı yaşamış; sevgilisi Can, onu bir Rum kadın için terk edip güneye geçmiştir. Bu acıyı hala içinde taşısa da hayat, karşısına film için teklif getiren Yiğit’i çıkarır. Başlangıçta teklifi kabul etmekte tereddüt eden Sevgi, casuslukla suçlanan ve adı lekelendiği için yıllardır büyük acı çeken babasının adını temize çıkarmak ve Rumların Türk halkına yaptığı işkenceleri tüm dünyaya duyurmak için projeye dahil olur. Fakat süreç ilerledikçe, babasının hayatıyla ilgili hiç bilmediği gerçeklerle yüzleşir. Kitapta, Rumların İngilizlerin desteğiyle Türk halkına uyguladığı baskı ve katliamlar, gerçek tarihi belgelerle anlatılıyor. Bu vahşetin gerçekten yaşanmış olduğunu bilmek insanı derinden sarsıyor. Binlerce insan, 1974 yılında Bülent Ecevit’in önderliğinde gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar acımasızca katlediliyor. Sema Soykan, bir yandan etkileyici bir aşk hikâyesi anlatırken diğer yandan Kıbrıs’ın yakın tarihine ışık tutuyor. Tarihi olayların romanın kurgusuna
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025589 okunma
Reklam

Ayşe Akgün

, bir kitap okudu
7/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Sema Soykan
9.5/10 · 589 okunma
Hayalkırıklığı
3/10
·408 syf.··
2025 22. kitabı
Jean-Christophe Grangé’nin “Cehennem Diskosu” romanı, okuru Paris’in gece hayatının parıltılı ama çürümüş yüzüne götürüyor. Görünürde müzik, dans ve eğlenceyle dolu bir şehir var; fakat bu ışıkların ardında ölüm, hastalık ve karanlık bir gizem hüküm sürüyor. Romanın merkezinde Swift adında genç bir dedektif bulunuyor. Zeki ama içsel olarak yorgun bir karakter. Swift,80'ler Paris'in de esrarengiz bir cinayet ve yayılan tuhaf bir hastalığın(AİDS) izini sürerken kendini hem insan ruhunun derinliklerinde hem de toplumun kirli katmanlarında kaybolmuş halde buluyor. AİDS hastası ve ölmek üzere olan eşcinsel Federico'nun vahşi şekilde öldürülmesi ile başlayan ve seri cinayetlere dönüşür. Dedektif Swift' e bu olayı çözerken doktor Segùr ve Federico'nun dostu Heidi yardımcı olur.. Eşcinseller dünyası,hippilerden gelme özgürlük düşüncelerinin yozlaştırılması,psikopat vahşi bir katil... Bu sefer Grange beni hayalkırıklığına uğrattı maalesef..Romanın başından beri içine pek giremedim.Konu bütünlüğü tam yok.Hic sürükleyici değil.Grange' nın o beyin yakan sürprizleri ve heyecanı yok.Grange hayranı olsam da bu kitabı okumayın derim boş yere zaman kaybı
Polisiye / Gerilim
Cehennem DiskosuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap Yayınları · 20251,117 okunma
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
Jack London’un “Demir Ökçe”si, ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi başlıyor ama aslında işçi sınıfının sömürülüşünü, adaletsizliği ve iktidarın acımasızlığını gözler önüne seren güçlü bir roman. Başkahraman Ernest Everhard, cesur, zeki ve devrimci bir işçi lideri. Sistemin bütün çirkin yüzünü korkusuzca ifşa ediyor. Onun yanında anlatıcı olan Avis var; başta ayrıcalıklı bir hayat sürerken Ernest sayesinde gözleri açılıyor ve halkın yaşadığı acıyı görmeye başlıyor. İkisinin hem aşkı hem de ortak mücadelesi romanı çok sürükleyici kılıyor. “Demir Ökçe”, sadece bireylerin değil, bütün bir toplumun özgürlük için verdiği savaşın hikâyesi. 1900’lerin başında yazılmış olmasına rağmen bugün bile sanki bizim dünyamızdan bahsediyor. Romanı okurken hem bir devrim mücadelesine tanık oluyorsun hem de bireylerin bu süreçte yaşadığı acıları hissediyorsun. Yer yer karamsar ama aynı zamanda düşündürücü. Jack London’un ileri görüşlülüğü çok etkileyici; yazıldığı dönemden yıllar sonra bile günümüz için geçerliliğini koruyor. “Demir Ökçe” sadece bir roman değil, adaletsizliğe karşı uyarı niteliğinde bir eser. Okurken insanın içini sızlatıyor ama bir yandan da sorgulatıyor: “Gerçekten kim yönetiyor, biz ne kadar özgürüz?”
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma