#160sayfa
#Edebiyat roman
#NewYorkÜçlemesi1.kitap
Paul Auster’ın Cam Kent adlı romanı,New York üçlemesi olarak geçen serinin ilk kitabı olup;dedektiflik hikâyesi gibi başlayıp kimlik, gerçeklik ve yazarlık üzerine kafa karıştırıcı bir sorgulamaya dönüşüyor. Ana karakter Quinn, bir gün yanlışlıkla gelen bir telefonla kendini özel dedektif Paul Auster rolünde bulur. Bu andan itibaren Auster, hem karakterin hem de okuyucunun zihninde katman katman açılan bir labirent inşa eder.(Yazarın kendisini katması romanı bence daha da çekici hale getirmiş ve çok iyi göndermeler yapmıştır.Ayrica roman da karısı ve çocuğu da küçük bir rol oynar..)
Romanın gücü, gizemli olaylar zincirinden çok, karakterin iç dünyasındaki çözülmede ve gerçekle kurduğu bağın gitgide kopmasında yatıyor. Quinn’in takıntılı şekilde izlediği Stillman, aslında onun kendine, geçmişine ve varoluşuna tuttuğu aynadır. Kim olduğu, neden orada olduğu gibi sorular giderek daha belirsizleşir.Beyin yakıcı sorgulamalarla insanın kafasını karıştırır olay dedektiflikten çıkıp tamamen psikolojiye evrilir...
Auster, Cam Kent’te “Ben kimim?”, “Yazar gerçekte kimdir?”, “Kurgu nerede başlar, gerçek nerede biter?” gibi sorularla polisiye formunu altüst eder. Bu yönüyle roman, klasik bir dedektif hikâyesi arayanlar için şaşırtıcı olabilir ama edebi oyunlardan hoşlananlar için etkileyici ve zihin açıcıdır.Sıradışı bu romanı Ben çok beğendim Serinin diğer iki romanı sırada..