Ayşe Akgün

Ayşe Akgün
“Her güne hayatının en güzel günü olması için şans ver..” Mark Twain
Reklamcı
Üniversite
Sylt
268 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
10/10
·441 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Serinin üçüncü kitabı Tanyeri Horozları’nda, ada artık yavaş yavaş bir düzene kavuşmaya başlamıştır. Her köşesi cennet gibi olan bu adaya insanlar bağlanmaya, burayı gerçekten sevmeye başlamıştır. Poyraz ile Zehra’nın dillere destan kara sevdasını ada halkı bilmektedir; ancak Poyraz’ın peşindeki katiller ve Musa Kazım Ağaefendi’nin Girit’e dönme hayalleri, bu aşkın kavuşmasına engel olur. Öte yandan, Nişancı Veli, yıllar önce terk ettiği karısı Sultan’ı bulmak için köyüne döner. Şimdi tek arzusu, onu yeniden bulup adaya getirmektir. Başarabilecek midir, merakla izlenir. Musa Kazım Efendi ise tüm çabasına rağmen Girit hayalinden vazgeçmez. Bu uğurda her yolu denemeye kararlıdır. Adada büyük bir değişim yaşanır. Anadolu’dan gelen muhacirler, Vasili ve Poyraz başta olmak üzere ada halkı tarafından sevgiyle karşılanır ve yerleştirilir. Herkes el birliğiyle onların ihtiyaçlarını karşılar. Adanın bütün zenginlikleri — zeytin, incir, nar, şeftali, üzüm ve bal — ortak mal sayılır. Elde edilen gelir köyün ortak hesabında toplanır. Doktor gözetiminde yönetilen bu hesap, zor duruma düşen herkesin yardımına koşar. Ayrıca bir okul da açılır ve çocuklar düzenli olarak eğitim almaya başlar. Bu dayanışma, yardımlaşma ve umut dolu yeni yaşam biçimi, okuyucunun içini ısıtır. “Keşke böyle bir yerde yaşasam, bu insanlar benim komşularım olsa,” dememek elde değildir. Ancak her şey bu kadar huzurlu değildir. Poyraz’ın savaş yıllarından kalan psikolojik yaraları, onun mutlu olmasına engel olmaktadır. Bu derin travmayı, sevgiyle aşabilecek midir? Ve en önemlisi: Adaya gizlice gelen ve Poyraz’ı öldürmeye ant içmiş Kerim ile Peri, amaçlarına ulaşabilecekler mi? Tüm bu soruların cevabını sabırsızlıkla bekliyorum. Serinin son kitabı Çıplak Deniz Çıplak Adaya hemen geçmek istiyorum.
Roman-Edebiyat
Tanyeri HorozlarıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20133,410 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Ayşe Akgün

, bir kitap okudu
10/10
·441 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Yaşar Kemal
9.1/10 · 3.410 okunma
10/10
·318 syf.··
2025 12. kitabı
İnce Memed serisinden sonra “Ada Hikayeleri” serisine ancak şimdi başlama fırsatım oldu.Yaşar Kemal’in kalemini kesinlikle çok özlemişim... Dört ciltlik romanının ilk kitabı, yani "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana", insanın doğayla, geçmişle ve yitirdikleriyle kurduğu o derin ve sessiz bağı öyle ustalıkla anlatıyor ki… Her satırda bir sızı, her karakterde bir göçün, bir savaşın izi var. Yaşar Kemal, bu sefer Çukurova değil buram buram Ege kokan bu hikâyede sadece bir adayı değil, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki büyük değişimi, mübadeleyle yerinden edilmiş insanların taşıdığı acıyı da anlatıyor. Yunan mübadelesi, savaşın bıraktığı izler, yerinden edilmiş insanların iç dünyası aynı zaman da birinci dünya savaşı cephelerde verilen acı kayıplar ,yiten genç canlar ve geride kalan aileler her karakterde sessiz ama ağır dramlar.. Ada dan gönderilmek istenen Rumların yaşadıkları ve sonunda boş kalan ada.. Şimdi ikinci kitaba geçiyorum, o adadan çıkmak hiç kolay olmayacak bu belli oldu..
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
Çiçikov
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Ölü Canlar, taşrada dolaşarak ölmüş köylülerin hala resmi kayıtlarda “can” olarak göründüğünü fark eden Çiçikov adında kurnaz bir adamın hikâyesini anlatır. Çiçikov, bu ölü canları toprak sahiplerinden sembolik fiyatlara satın alarak büyük bir arazi sahibi gibi görünmeyi ve bu yolla devlet bankasından kredi alarak zengin olmayı planlar. Roman, onun çeşitli çiftlik sahipleriyle olan görüşmelerini, her bir karakterin farklı zaaf ve tuhaflıklarını, Rus taşrasının çürümüş yapısını hicivli bir dille gözler önüne serer. Gogol’un romanında çizdiği taşra Rusyası, sadece bireysel tuhaflıkların değil, kurumsal çöküşün de resmidir. Memurların rüşvet alması, işlerin torpille yürümesi, insanların çıkar için her değeri ayaklar altına alması sıradanlaşmıştır. Herkes birbirini kandırmakta, sistem çarkı döndükçe kimse nedenini sorgulamamaktadır. Günümüze çok yabancı olmayan bu çürümeyi, Gogol keskin hicviyle öylesine işlemiş ki,romanın satırların da yalnızca bir dönem Rusya’sını değil, evrensel bir toplum eleştirisinde de bulunur. Gogol, Ölü Canlar’ı iki cilt olarak tasarlamıştı. İlk ciltte hiciv güçlüydü; ikinci ciltte ise ahlaki bir yükseliş, iyi niyetli karakterler hedeflemişti. Ancak artan içsel bunalımları, dini takıntıları ve psikolojik sıkıntıları nedeniyle bu çabası yarım kaldı. Yazdıklarını tekrar tekrar değiştirdi, sonunda yaktı. Derin bir karamsarlığa kapıldı ve bir tür ölüm orucuna girerek hayatına son verdi. Geride kalan parçalar, cümle sonları tahmin edilerek toparlandı ve eser, Gogol’un ölümünden sonra yayımlandı. Bu yönüyle Ölü Canlar, sadece bir roman değil, yazarının ruhunun aynasıdır.
Dünya Klasikleri
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma