Ayşe Akgün

Ayşe Akgün
“Her güne hayatının en güzel günü olması için şans ver..” Mark Twain
Reklamcı
Üniversite
Sylt
268 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı

Ayşe Akgün

, bir kitap okudu
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Nikolay Gogol
7.9/10 · 29,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
1950'lerde Amerika'nın Marshall planı adıyla Türkiye'ye yardım yaptığı dönemlerde daha büyük proje oluşturmak ve Türk-Amerikan dostluğunu daha iyi pekiştirmek için Ankara'da ki yetkililerle anlaşan Amerikalılar, Ankara'nın Çubuk ilçesi Kızılöz köyünü pilot proje olarak seçip modernleştirme çabasına girerler. Başlarda Muhtar İzzet ve köyün bekçisi Temeloş tarafından kuşku ile yaklaşılsa da başta Kaymakam, Vali ve birçok kişinin araya girmesi ile sonunda razı gelmek zorunda kalırlar.Azla yetinmeyi bilen emeğini yiyen köylüler eksiklikleri olsa da hallerinden aslında memnunlar Amerika'ya boyun eğmek istemiyorlar.Karşılarında inatla duran ve yenilikler yapacağız diyen heyete Temeloş: Madem yardım etmek istiyorsunuz ,manzaramızı bozuyor,bizim rüzgara engel oluyor ilk başta köyümüzdeki "Aktepe" yi yıkın dümdüz edin diyor.Bunu ciddiye alan heyet hay hay deyip kolları sıvıyor.Dediklerini yaptıklarını gören köy halkı pes ediyor.Amerikadan mandalar, sığırlar kümes hayvanları getiriliyor.Bunlara özel betondan ahırlar yapılıyor.Dümdüz edilen Aktepe'ye de dostluk bahçesi olacak ayrıca "faynapıl"dedikleri (ananas) ağaçlar dikiliyor.Bu ağaçlar 1- 2 seneye meyvesini verip Ankara'da ve tüm Türkiye'de hem meyvesi hem de suyu satışa çıkacak ve çok zengin olacaklardır.Ayrica köye sosyal kulüpler,mutfak ve gazino da açılmış modernleştirme çalışmalarına başlanmıştır.Diğer köyler hasetle yenilikleri izlerken zamanla sorunlarda yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar. Elini verip, kolunu kaptıran köylü ise artık bu durumdan iyice rahatsız olmaya başlar şimdi nasıl kurtulacaklardır? İşte burada benim ve romanın kahramanı yaş yetmiş ama işi bitmemiş Temeloş emmim devreye girer.Sonra Muhtar İzzet, Tülay öğretmen ve tüm köy halkı... Fakir Baykurt'un diğer romanları gibi sade dili ile bize
Amerikan SargısıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2021515 okunma
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Günter Grass’ın Yengeç Yürüyüşü romanı, tarihsel bir felaketi merkeze alarak geçmişin gölgesinin bugüne nasıl sızdığını etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. Roman, 2. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Sovyet denizaltısı tarafından batırılan "Wilhelm Gustloff"gemisinin trajedisini anlatmakla kalmıyor; bu geminin isminin geldiği kişiyi ve gelişen olaylarda açıklıyor,aynı zamanda bu olayın bireyler ve kuşaklar üzerindeki etkisini de derinlemesine inceliyor.50 Sene sonrasını bile tetikleyen bir sürü zincirleme olaylara sebep oluyor. Nazi faşizminin Mölln' de ilk defa,evini kundakladığı ve bunun sonucunda 3 Türk'ün ölmesine neden olan olaydan 23 Kasım 1992'de bahsediliyor.Solingen den 1 sene önce yaşanan bu olayın da aynı temellere dayandığı yadsınamaz.Bu yaşananlara insan üzülmeden edemiyor Grass, hikâyeyi sıradan bir gazetecinin ağzından, oldukça sade ve mesafeli bir üslupla anlatıyor. Geçmişle yüzleşmenin zorluğunu, tarih yazımının kime ait olduğu sorusunu ve belleğin nasıl şekillendirildiğini sorgularken, metin bir tarih dersi gibi değil; daha çok kişisel bir hesaplaşma gibi ilerliyor.Bir insandan yola çıkarak genel bir hesaplaşmaya gidiliyor.Ailelerin yanlış yetiştirme tarzları ilerde çok daha büyük sorunlara yol açıyor.. Roman boyunca kullanılan “yengeç yürüyüşü” metaforu da oldukça yerinde – çünkü anlatı doğrusal değil, zaman içinde ileri geri hareket ederek hafızanın karmaşıklığını yansıtıyor. Sessiz kalmanın nelere yol açabileceğini düşündüren bu kitap, Grass’ın hem edebi hem de politik duruşunu yansıtan önemli bir eser. Bazı bilgiler ağır ve karmaşık gelse de özünü anlamak yeterli oluyor.Herkesin okuyacağı ve beğeneceği tarz da değil ama edebiyat severlere ve konusunu beğenenler tavsiye ederim
Yengeç YürüyüşüGünter Grass · Kırmızı Kedi Yayınları · 2016213 okunma
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Paul Auster’in Leviathanı, bir yazarın (Peter Aaron) ,kaybolan dostunun (Benjamin Sachs)hikâyesini anlamlandırmaya çalıştığı, gizem ve kimlik temalarıyla örülü bir roman. Romanın başında en yakın arkadaşı Sachs'ın ölüm haberi ile sarsılan Aaron, tanıdığını belli etmeden geçmişten günümüze arkadaşının hayatına girmesiyle başlayan hayat hikayesini gözler önüne seriyor.İç hesaplaşmalar psikolojik çatışmalar ve analizler çok güzel aktarılmış.Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, Auster’in anlatımındaki akıcılık ve kurgu içindeki gerçeklik duygusuydu. Kitabın ana karakterlerinden biri olan Peter Aaron, bir yazar olarak geçmişini ve arkadaşını, Benjamin Sachs’ı, anlamaya çalışırken aslında biz de onunla birlikte bir bulmacayı çözüyoruz. Sachs’ın gizemli ölümü, geçmişindeki olaylar ve politik eylemleriyle birleşerek kitabı neredeyse bir gerilim romanı gibi sürükleyici kılıyor. Auster’in en sevdiğim yanı, karakterlerini o kadar derin ve doğal bir şekilde inşa etmesi ki bir noktada onlarla gerçek insanlar gibi bağ kuruyorsunuz. Kitap özellikle dostluk, yazarlık ve bireyin kendi kimliğiyle mücadelesi üzerine düşündürüyor.. Leviathan, hem polisiye bir atmosferi hem de varoluşsal sorgulamaları olan bir roman.Paul Auster'in kalemini çok seviyorum.Okumaya devam Ayrıca Leviathan araştırmalarıma göre ;Tevrat’ta geçen devasa, denizlerde yaşayan canavardır. Kaosun ve yıkıcılığın simgesi olarak görülür. Genellikle Tanrı'nın mutlak gücüne karşı duran karanlık bir güç ya da doğanın kontrol edilemeyen yönü olarak yorumlanır. 1651 tarihli Thomas Hobbes’un “Leviathan” adlı eserinde Leviathan, devletin ya da egemen gücün bir metaforudur. Hobbes’a göre insanlar, doğal hâllerinde kaotik ve tehlikelidir. Bu nedenle güçlü bir otoriteye (Leviathan’a) boyun eğmeleri gerekir ki düzen sağlansın
LeviathanPaul Auster · Can Yayınları · 20191,035 okunma