📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Etrafımdaki yüzlere baktım. Yüzümün onların yüzlerinden farklı olmadığını biliyordum. Kanı çekilmiş, gergin, endişeli, yitik yüzler. Köklerinden koparılıp güzel bir vazoya yerleştirilmiş çiçeklerden farksız yüzler.”
Roman da; daha 18’in de, yazdığı “Minik Köpek Güldü” öyküsü beğenilip dergide yayınlanınca ve derginin sahibi Hackmuth tarafından övgüyle bahsedilince; ailesini bırakıp Los Angeles’a yazar olma ümidiyle gelen İtalyan asıllı Arturo Bandini’nin hikayesi anlatılıyor.
Yazma ateşiyle yanan, bu sancılı süreçte sefalet içinde kötü bir otel odasında yaşayan,çoğunlukla tek yiyeceği portakalla idare eden Bandini, hiç ummadığı bir anda Meksikalı barmen kız Camilla’ya aşık olur ne var ki, Camilla’nın kalbi başkasındadır…
Charles Bukowski’nin tesadüfen karşılaştığı bu roman dan sonra hayatı değişmiş Fante’yi Tanrılaştıracak kadar sevip, kendi eserlerinde ki etkisini her defasında dile getirmiştir.Arturo Bandini karakteri onu çok etkilemişti. Kitabın başında zaten Charles Bukowski’nin önsözüyle romana giriş yapıyorsunuz.
John Fante’nin diğer kitaplarında olduğu gibi herkese hitap eden bir yazar değil. Kimi çok seviyor, kimisi de hiç beğenmiyor.. Bu grupta ben sevenler arasındayım. Yalın üslubu,hayatı olduğu gibi abartısız aktarması, insan psikolojisinin derinliklerini karaktere yedirebilmesi muhteşem bir yeraltı edebiyatı eseri..Bir Arturo Bandini kolay ortaya çıkmaz!