Sevgican

Zaman. Ellerimdeki zaman. Bu garip bir deyim. Adadaki şu ilk haftalardan özellikle öğleden sonraları anımsıyorum, ağır, sessiz, saatin gösterdiği zamandan değişik bir şeyin anlaşılmaz bir gizem taşıyan uzantıları, daha kalın dokulu, denizin attığı, gelgitsel, kaçamak, dünyadan daha yoğun bir şey. Algılanamaz biçimde yerde dolaşan gün ışığı parçacıklarına bakın, esintide uçuşan perdenin sürtünüşünü dinleyin, beyaz pencerenin dışındaki sersemlemiş yeşil görüntüyü, uzaktaki dar kumsal çizgisini ve ötesindeki gerçek dışı, bir anı kadar canlı mavi denizi görün. Bu canlı olmanın değişik bir yolu. Böyle anlarda zaman zaman, uzaklara sürüklenebileceğimi ve oradaki her şeyin bir parçası haline geleceğimi, sürüklenip çözüleceğimi, yavaşça sönerek hiçleşen bir ışık pırıltısı olacağımı düşünüyordum. Beyaz geveler mevsimine giriyorduk, uyumakta zorlanıyordum. Loş ışıkta görüntüler olağanüstüydü, o solgun renkli gök kubbesiyle, sinmiş, kararsız, düşsel uzaklıklarıyla burası bir başka gezegen olmalıydı. Dinginliğin ve gölgelerin içinden yavaşça geçerek evde dolaşırdım, bazen kendimi kaybettiğim olurdu, diyeceğim, bir biçimde kendimden çıkar ve bir hayalet görüntü, çevremdeki daha açık karanlığın içinde devinen bir leke olurdum. Gece sanki konuşmak üzereymiş gibi görünürdü. Bu her yerde bulunma, nesnelerin ortaya çıkmayı bekleyerek zamanlarını doldurma duyusu, bunlar yalnızca bir imgelem ve beklenti mi? Geceler bana hep insanlarla dolu görünüyor; konuşma özlemiyle dopdolu, çevreme toplanıyorlar, ölüler.
Sayfa 50 - Telos
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayaletler
Kilitli kapılar ardındayken, en azından kesinlikle orada olduğumu duyumsuyordum, ama şimdi özgür olduğum için (ya da bir biçimde başıboş) sanki hiç burada değildim. Hayaletleri de böyle düşlüyorum, tıpkı çamaşırlar gibi dünyanın rüzgârında titremeleri için mandallanmış za-vallı, solgun ölüler, biz aralarında neşeyle dolaşırken, özlemle bize uzanan, nereye gittiğini bilmeyenler.
Sayfa 49 - Telos
Edebiyat
Bu oydu, gözü sürekli etrafta, karşılığında kendisini sevecek, sevebileceği bir şeyler arayıp duran ve aradığını bulamayan. Ya da çok seyrek bulan.
Sayfa 29 - Telos
Edebiyat
Onun yaşamının şimdiki haliydi bu, puslanmış bir geçmişle düşlenemeyecek bir geleceğin arasındaki belli belirsiz parıltı.
Sayfa 20 - Telos
Edebiyat