Unutmak gerekiyormuş...
Ama bugünü, dünü unutmak için yaşamak, hiçbir halta yaramadı. Aksine... Unutulması gerekip de unutulamayanlar, katlana katlana çoğaldı. Meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş... Her doğanın yeni bir güneş olduğuna inanacak kadar unutmak... Her güneşi ilk ve son kez gördüğüne emin olacak kadar unutmak. “Bugünkü biraz daha geniş sanki!” ya da “Dünkü güneş daha ovaldi, değil mi?” diyecek kadar unutmak...
Mutluluğa benzeyen bir şeyle kaplanmıştım. Ellerim, gözlerim ve gördüklerim fazlaydı. Bana hayatımı unutturan bir şey vardı üstümde... Fazladan bir şey... Aşk.