gulîstan siya

gulîstan siya
Bakışsız bir kedi, kara..
@Sya1·
·
sabitlendi
Ben Biriciğim!
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
M. Stirner'i okumadan önce 'egoist' kavramı hakkında yorum yapmak eksik bir anlatım olur kanımca. Zira: Egoist kimdir? Ya da Egoist olmak kötü bir şey mi? Kötüyse bunca egoiste niye tapar, boyun eğer, sevgi sanarak onlara kendisini, bedenini adar insan? Peki biz neden egoist değiliz de hümanistiz? Hümanist olan bizler, kendi benimize neden bunca faşizan yaklaşıyoruz? Bunu anlamak, bunu sorgulamak gerekir. İnsanlığa hizmet edeyim derken egosit ve bencile yem oluyoruz. Bu bağlamda yola çıkan Stirner de diyor ki: av değil, avcı ol Ben! ol artık. Bencil!'i Kötü bir kavram olarak zihnimizde yer edilmesini sağlayanlar en onulmaz' egoistlerden' başkası değildir. Kendilerine göre kurallar çıkaranlar, kendi eğlencesine göre etik- i! savunanlar... Ve çerçeve insanlar yaratan Egosit, tuvallindeki insan kalabalığına istediği şekli, rengi vermeyi de kendinde hak gördü. Çünkü o yaratan, koruyan, doğurandı... Egoist, sürü birlikte meleyince sefasını sürdü, çerçeve insanlar ise 'birlikten güç doğar, hepimiz birimiz için' sarhoşluğuyla kendisini inkar etti, hak, adalet ve ahlak çukurlarında boğulurken zevk aldığını sandı. "Ama ne çare ki sizde zevkten eser yok!" Yine egoist, bir sürü ödevler verdi 'Sürüsüne.' Kendi olmak isteyeni lanetli kıldı. Sürü de geri kalır mı hiç? Beni'ni savunana karşı topyekün saldırmayı ezberledi. Biz değil de ben olursan, aileye, topluma, vatana bağlı olmayan, yasa/tanrı tanımaz, töre bilmez, ahlak düşmanı ben-cil! olursun, dedi. Oysa egoist yaşamın kendisi değil midir? Kendi çıkarı doğrultusunda gün geceye, filiz ağaca, insan oğlu krala, padişaha, şaha, hazrete dönüşür. 'insanlık gücü adına' elinde tuttuğu kılıcı kendi çıkarı için sallar: tanrı, devlet, toplum, aile... Halbuki herbirimiz diyebilmeliydik: Ben biriciğim. * " Ben seninle ilgili
Edebiyat
Biricik ve MülkiyetiMax Stirner · Kaos Yayınevi · 2021475 okunma
Reklam
onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize. bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık. Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde*
Utanmaz Çağın Çapsız İnsanları 'Çapsız hayatlarını, çapsız kalıplara göre güdüyorlardı; sürü halinde hareket eden, birbirlerinin fikirlerine göre yaşayıp kölesi oldukları zihniyetin, çömez düşüncelerin sınırladığı dünyalarında ne hayatı yaşamayı bilen ne de birey olmayı başarabilen bir yığın insandan ibarettiler.'
" Medya başta televizyon, akıllı telefon ve bilgisayar gibi araçlarıyla gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak, özellikle televizyon dizileri ve haberleri, çizgi filmler, filmler, bilgisayar oyunları vb. ile şiddet içeren çok sayıda unsur, başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun her kesimine sunulmaktadır. Böylece insanlar gerçek hayatta olduğundan çok daha fazla kavga, cinayet, intihar, gasp, darp, cinsel taciz, işkence gibi çeşitli şiddet olaylarına medya içeriklerinde tanık olmaktadırlar. Araştırmalar uzun süre şiddet içeren medya ürünleriyle vakit geçiren bilhassa çocuklar ve gençlerin olumsuz etkilendiklerini, şiddeti içselleştirdiklerini göstermektedir. Ancak, daha tehlikelisi, medyanın şiddeti öğretmesi, gerçek yaşamda toplumu şiddet karşısında duyarsızlaştırmasıdır. Ülkemizde de özellikle çocuklar, gençler ve kadınların televizyon karşısında ve internet ortamında saatlerce kaldıklarını araştırmalar ortaya koymaktadır. Burada önemli olan şey en popüler kitle iletişim aracı olan televizyon programları ve bilgisayar oyunlarındaki şiddete odaklanan, masum gibi görünen program ve oyunlara dikkat çekmek, şiddeti olağanlaştıran medya içeriklerine toplumun eleştirel bakmasına katkı sağlamak bir zorunluluktur."
Önümüzde sınırsız bir zaman vardı. Dünya cennete yakın ama yarı karanlık bir yerdi.
Sayfa 449
Reklam