Fazlı KÖKSAL

Fazlı KÖKSAL
PTT, Türk Telekom ve OGM'de geçen çalışma hayatı. Ağırlığı Ankara ve Kayseri'de geçen bir ömür.. STK'larda üstlenilen görevler. Düşünen ve yazan bir adem.
Ankara
115 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Fakirlik ve Sefalet
O yıllarda Anadolu’da ticaret ve zanaat gayrimüslimlerin elinde. Yüzyıllardır askere gitmemişler, semirdikçe semirmişler. Oğlu, kocası askerde olan Türk geçim sıkıntısından borçlanmış onlara. Varlarını yoklarını çıkarmışlar ellerinden. En zengin Türk bile sıradan gayrimüslimden fakir. Türk yalnızca asker olmuş, askerden dönünce de ya rençber ya çoban. Tarımın para getireni de gayrimüslimlerde. Üzüm, şarap, zeytin ve zeytinyağı üretimi onlarda. Türk’e yalnızca tahıl ve bakliyat üretimi kalmış. Anadolu’da makinalı tarım yok. Varsa yoksa karasaban. Karasabanı sürmek için ya öküz gerek ya at. Ama vergiler, kıtlık, açlık, erkek nüfus olmaması nedeniyle hayvanlar da elden çıkarılmış. Çoğu yerde insanlar çekiyor karasabanı. Çalışabilecek nüfus 1912’den bu yana bitmeyen savaşlar nedeniyle ya şehit olmuş, ya sakat kalmış… Yaşayanların büyük bölümü askerde… Ya da asker kaçağı… Çoğu yerde karasabanı çilekeş kadınlar çekiyor. Tüm bunların sonucu tarımsal üretim düşmüş… Sonuçta fakirlik tüm Anadoluyu sarmış.
Sayfa 22 - Ferfir Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
PTT müfettişlerinin çok sık tekrarladığı bir cümle vardır: “Sayım teftişin yarısıdır.” Bu sözün doğru olduğunu müfettişlik hayatım boyunca gözlemledim. Sayımlar o merkezde işlerin nasıl yürütüldüğünün aynasıydı. Muhasebe kayıtları düzgün, gişe ve kasalar tam ise işler de genelde düzgün olurdu. Tabii ki sayımın dikkatli ve özenli yapılması kaydıyla. Yıllar geçtikçe sayımlara ikinci bir göstergeyi ekledim: tuvaletlerin temizliği. Eğer bir işyerinde tuvaletler temizse işlemler de genelde çok düzgündü. Eğer pis ise işlerde de bir pislik çıkardı…
Gerçekten de mucize
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Çok güzel bir kitap... Milli Mücadeleyi anlama kılavuzu da denebilir... İsim isabetle seçilmiş... Yüzlerce alıntı olan bir kitap nasıl bu kadar akıcı olabilir, nasıl bu kadar kolay ounabilir? Şaşrmamak elde değil... Açlık, yoksulluk, ekonomik zayıflık, iç isyanlar, Sarayın ve İstanbul hükümetinin engelemeleri, yıllardır süren savaştan bıkkınlığı, silahın yetersizliği, olmayan deniz vehava kuvvetleri ve zayıf bir karagucü. basının saldırıları, gıyaplarında idam kararları... Ve tüm olumsuzluklara rağmen gelen zafer... Gerçekten "varoluş mucizesi"
Yeniden Varoluş Mucizesi (1919-1922)Fazlı Köksal · Ferfir Yayınları · 20263 okunma
kurtuluş
10/10
·174 syf.·
2026 46. kitabı
Osmanlı’nın son yılları on yıllık savaş dönemi diye geçer. Bitip tükenmek bilmeyen savaşlarla sınanan Türk milleti varlık ve yokluk mücadelesi verir. O dönemin insanının şayet bu cehennemi andıran harplerden sağ çıkmış ise anlatacak çok şeyi vardır. Ama Türk insanının ketum yönü yaşananların afişe edilmesinin önüne geçer. Bu yüzden savaş notları, günlükler, hatıratlar vs. diğer milletlerin savaş mirasına göre azdır. Fakat bu yok demek değildir. Münevverlerimiz de savaşı anlatma ihtiyacını hissetmiş, bunu yazdıklarına yansıtmışlardır. Bu uzun harp döneminin edebiyatımıza yansıması ise birçok eserde irdelenmesine rağmen anlatının bazen fazla akademik olması okuru bu tarz eserlerden uzaklaştırır. Köksal’ın eseri ise milli mücadele edebiyatının güzel numunelerinden güçlü alıntıları okurun önüne getirir. Böylelikle Milli Mücadele’nin yalın, akıcı, anlaşılır bir anlatısı alıntılar üzerinden oluşur. Son olarak alıntıların olduğu ismi geçen eserlere ilgi ister istemez artar. ** zafer saraçzafer saraç Yeniden Varoluş Mucizesi (1919-1922)Yeniden Varoluş Mucizesi (1919-1922) Fazlı KöksalFazlı Köksal Zafer SaraçZafer Saraç**
Edebiyat
Yeniden Varoluş Mucizesi (1919-1922)Fazlı Köksal · Ferfir Yayınları · 20263 okunma
10/10
·136 syf.··
2024 6. kitabı
Kitap isimlerinin önemli olduğunu düşünürüm. İnsan bilinmeyene, farklıya ilgi duyar. Romanın adını duyduğumda “Cümbez” kelimesi merakımı gıdıkladı. Cümbez Kıbrıs’ta bulunan bir tür yaban inciri ağacı imiş. Kitap her şeyden önce ismi ile sizi etkiliyor… İlk birkaç sayfada biraz sıkıldım… Sanırım okumayı bırakmayı da düşündüm. Ama cümlelerin kuruluşundaki ustalık, her kelimenin ustaca seçilişi beni sardı, sarmaladı… Elimden bırakmadan bitirdim romanı… Romanın konusu ilginç. Ama beni asıl etkileyen, cümlelerin büyüleyiciliği oldu. Bir edebiyat öğretmeni olan Ülkü Demiray her cümleyi yazarken bir dil kuyumcusu gibi çalışmış. Kadın duyarlığını yansıtan; akıcı, çekici ve hatta büyüleyici cümleler. Kitap okurken, gelecekte o kitaba bakarken beğendiğim cümleleri hatırlamak için güzel bulduğum cümlelerin altını çizerim. Cümbezin Kızı bittiğinde gördüm ki kitabın yarısından fazlası çizik çizik olmuş. Kitap hakkındaki yazımın tamamını okumak isterseniz aşağıdaki linke tıklamanız gerekecek fazlikoksal.blogspot.com/2024/01/cumbezi...
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,955 okunma