Hayır tavsiye etmem...
Güzel bir konu seçilmiş. Herkesin anlatamayacağı, yazamayacağı bir yaraya el atmış yazar. Sadece el atmakla kalmış, anlatamamış çünkü. Konu ve zaman geçişleri problemli. Zaman zaman neyi niçin anlattığının farkında değildi sanki. Gereksiz ayrıntı ve söylemlerle asıl konuyu anlatmaktan uzak kalmış. Asıl anlatmak istediği konuyu tam olarak anlatamamış zaten. Aslında bir romandan daha çok bir anı defteri ya da bir günlük diyebiliriz bu romana. Yazar roman (pardon günlük kahramanları ) kahramanları arasında taraf tuttuğunu o kadar bariz bir şekilde belli ediyor ki okuyunca insan zaman zaman sinir oluyor. Yazar, roman baş karakteri olan Bergljot'u haklı çıkarmak isterken romanın diğer karakterlerini süreç içerisinde değersizleştirir. Neredeyse hepsinin karakter tahlilini yaparak okur yerine karar verip romanı bir sonuca bağlamak istiyor. Okumaya devam ederken ara ara sinir olup yazara kızıyorum "Dur hele okuyucu olarak bunlara da ben karar vereyim." diyorum. Yazar kendi işini kolaylaştırmak için de bir çok roman karakterini roman içerisinde pasifize ettiği gibi Bergljot'un babasının ölümünden sonra olayları anlatmaya koyulur. Bütün her şeyi Bergljot'un ağzından anlattıp romanın diğer kahramanlarına kendilerini anlatma ve savunma fırsatı vermez. Onlara ait görüş ve düşünceler bile Bergljot'un ağzından verilmeye çalışılır. Hele ki Bergljot'un babasının ölümünden sonra kendini haklı bulmak için söylediği şu söz "Ayrıca yaşıyor olma avantajına sahibim." (syf253) okurun Bergljot'a inanmaması için bir büyük bir delil olur. Ölüden hüküm kalkar düsturu ile bakmak gerekir olaya çünkü karşınızda kendisini savunacak bir birey/kişi yoktur. Bugüne kadar susmuş iseniz bundan sonra konuşmanızın bir hükmü var mıdır? Bilemedim. Hele ki karşı tarafın kendini ifade