Esra Savaş

Esra Savaş
@TQueen_zihingecidi
"Kitapların huzurverici dünyasında yepyeni yelkenler açtığım zihin geçidime hoş geldiniz."
Öğrenci
AİÇÜ- English Translation and İnterpreting
48 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Fatih Harbiye
Puan vermedi
Fatih Harbiye’yi okurken, İstanbul’un iki farklı yüzü arasında sıkışmış bir ruhun çırpınışlarını hissettim. Neriman’ın içsel çatışmaları, bana kendi yaşamımdaki değer yargılarımı sorgulattı. Roman, Doğu ve Batı kültürleri arasında bocalayan bir genç kadının hikâyesini anlatıyor. Neriman’ın Fatih’teki geleneksel yaşamı ile Harbiye’deki modern hayata duyduğu özlem, beni derinden etkiledi. Onun, ait olmadığı bir dünyada kendini bulma çabası, bana kendi kimlik arayışımı hatırlattı. Peyami Safa’nın dili oldukça akıcı ve etkileyici. Ancak, bazı bölümlerde karakterlerin içsel dünyalarının daha derinlemesine işlenmesini bekledim. Özellikle Neriman’ın dönüşüm süreci, daha detaylı anlatılabilirdi. Yine de, romanın kültürel çatışmaları ve bireyin içsel mücadelesini ele alışı, beni düşündürdü. Kendi yaşamımda da benzer ikilemler yaşadığımı fark ettim.
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ötanazi Okulu
8/10
·352 syf.··
2025 45. kitabı
_Ötanazi Okulu_’nu okurken, kendimi karanlık bir labirentin içinde kaybolmuş gibi hissettim. Yeşil’in hikâyesi, sadece bir karakterin değil, birçok insanın içsel mücadelesinin yansımasıydı. Maral Atmaca’nın kalemi, beni hem büyüledi hem de derin düşüncelere sevk etti. Yeşil’in yaşadığı travmalar ve içsel çatışmalar, beni derinden etkiledi. Onun, ait olmadığı bir dünyada hayatta kalma çabası, bana kendi hayatımdaki zorlukları hatırlattı. Ancak, bazı bölümlerde karakterlerin içsel dünyalarının daha derinlemesine işlenmesini bekledim. Özellikle Yeşil’in duygusal dönüşümleri, bazen yüzeysel kalmış gibi hissettirdi. Yine de, kitabın atmosferi ve anlatımı beni içine çekti. Özellikle Gölge karakterinin gizemli yapısı ve Yeşil ile olan ilişkisi, hikâyeye ayrı bir derinlik kattı. Ancak, bazı yan karakterlerin daha fazla geliştirilmesi, hikâyenin zenginliğini artırabilirdi. Sonuç olarak, Ötanazi Okulu, beni hem duygusal hem de zihinsel olarak etkileyen bir roman oldu. Eksikliklerine rağmen, anlatımı ve atmosferiyle beni içine çekti ve uzun süre etkisinden çıkamadım.
1000Kitap
Ötanazi OkuluMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20227,4bin okunma
Rüzgara Dokunmak
10/10
·448 syf.··
2025 44. kitabı
Hayatın insana ne denli sert tokatlar atabileceğini çok defa duymuştum ama Rüzgâra Dokunmak’ı okurken bu tokatları sanki ben yedim. Rüzgâr Ulu’nun iç dünyasında gezinmek; onun korkularını, bastırılmış acılarını, özlemlerini, suskunluklarını ve bir türlü iyileşmeyen yaralarını hissetmek çok sarsıcıydı. Kendimi sık sık onun yerine koydum. Çünkü aslında bu kitap sadece Rüzgâr’ın değil, pek çok kadının, pek çok insanın hikâyesini içinde barındırıyor. Benim için kitabın en güçlü yanı, Rüzgâr’ın iç sesiyle gerçekliğin birbirine karıştığı bölümlerdi. Bu geçişler çok başarılıydı; yazar zihinsel çözülmeyi, bastırılmış anıları ve duygusal iniş çıkışları etkileyici bir dille sunmuş. Okudukça sadece bir travma öyküsünü değil, aynı zamanda bir varoluş çığlığını duyuyorsunuz. Beni özellikle etkileyen şeylerden biri de Rüzgâr’ın “kırılgan ama güçlü” haliydi. Yaralanmışlığıyla bile hayata tutunmaya çalışması, yalnızlığın içinde bir yol arayışı... Tüm bunlar bana bazı kendi kırılganlıklarımı hatırlattı. O yüzden kitap boyunca duygusal olarak sürekli diken üzerindeydim. Ancak yapıcı bir yorum olarak şunu söyleyebilirim: Yer yer kurgu temposu düşüyor. Bazı bölümler fazla içe dönük kaldığı için anlatımda sarkmalar oluşabiliyor. Okur, Rüzgâr’ın iç dünyasında gezinmekten bir noktada yorulabiliyor. Belki yan karakterlere daha fazla yer verilseydi, bu iç sıkışıklık dengelenebilirdi. Buna rağmen roman çok güçlü bir anlatı. Çünkü her satırında bir hakikati dile getiriyor: İyileşmek, çoğu zaman hatırlamak kadar can yakıcıdır. Ve bazen, sadece bir kişinin “ben seni duyuyorum” demesi her şeyi değiştirebilir. Bu kitap bana rüzgârın bile bazen bir iz bıraktığını öğretti.
1000Kitap
Rüzgara DokunmakK. Kübra Berk · Ephesus Yayınları · 20202,999 okunma
Kumarbaz
9/10
·177 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
Bu kitabı okurken kendimi bir trenin içinde hissettim — raydan çıkmak üzere olan bir trenin. Sayfalar ilerledikçe sanki ana karakter Aleksey İvanoviç'in zihninde, çılgınca dönen bir rulet topunu izliyordum. Tedirgin, ama garip bir şekilde bağımlı. Dostoyevski yine yaptı yapacağını: bana kendi karanlığımı hatırlattı. Kumarbaz, bence yalnızca bir kumar tutkusu romanı değil. Aynı zamanda arzunun, hırsın ve gururun insanı nasıl adım adım çökerttiğinin acı bir tablosu. Aleksey’in rulet masasındaki her hareketi bana, insanın kendine zarar verme pahasına bile bir “ihtimal” uğruna nasıl her şeyini gözden çıkarabileceğini gösterdi. Bu bana çok tanıdık geldi. Çünkü hayatımda ben de zaman zaman mantığımı devre dışı bırakıp, sadece duygularımla hareket ettiğim anlar yaşadım. Bu kitapta, işte tam da o anların bedelini gördüm. Ancak şu yapıcı eleştiriyi yapmadan geçemem: Karakterlerin bazıları, özellikle Polina, duygusal olarak biraz daha derin işlenebilirdi. Ne kadar gizemli bir figür olsa da, onun kararlarını bazen anlamakta zorlandım. Bazı anlar da hızlı geçilmişti, karakterlerin dönüşümleri yeterince içsel gelişimle desteklenmeden “olmuş” gibi hissettirdi. Bu da, özellikle duygusal bağ kurmakta zorlandığım birkaç bölüm yarattı. Ama Aleksey’in iç sesi, Dostoyevski’nin ustalığıyla öyle gerçek, öyle acı verici yazılmış ki… Sanki kendi içimdeki o kontrolsüz yanı yüzeye çıkardı. Onun hayal kırıklıkları, saplantıları, aşağılanmaları birer tokat gibi çarptı yüzüme. Özellikle insanın kendi gururunu yiyip yutması gerektiği sahnelerde, midemde bir yumru hissettim. Sonuç olarak, Kumarbaz beni hem rahatsız etti hem de düşündürdü. Herkese hitap edecek bir kitap olmayabilir; ama duygusal dürtülerin, tutkuların ve insanın kendi sınırlarını aşma arzusunun nelere mal olabileceğini merak eden
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Genç Werther'in Acıları
8/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
Werther’in mektuplarını okurken sanki onunla aynı yastığa baş koymuş, aynı karanlık duygularla kıvranmış gibiydim. Goethe’nin kaleminden çıkan bu duygu yüklü roman, bana yalnızca bir aşk hikâyesi değil, iç dünyamın en kırılgan köşelerini hatırlatan bir aynaydı. Öncelikle şunu söylemeliyim: Werther’in yaşadığı duygulara zaman zaman kızsam da, onu anlamadan edemedim. Aşka bu kadar tutkuyla bağlanmak, kaybedişi bu kadar büyük yaşamak… Belki de gençliğin ta kendisidir bu. Onun Lotte’ye duyduğu aşk, bana biraz bir idealin peşinden koşmayı, ulaşılması imkânsız bir güzelliğe dokunma arzusunu hatırlattı. Lotte gerçek bir kadından çok, Werther’in kendi içindeki boşluğu doldurmak için yarattığı bir hayal gibiydi bence. Yapıcı bir eleştiri getirecek olursam: Werther’in duygularının tek yönlü oluşu, yani kendini sürekli acıya teslim etmesi, bir noktadan sonra bana tekrara düşüyormuş gibi geldi. Okurken içimde "Peki ama başka bir yol denemez miydin?" sorusu defalarca yankılandı. Karakterin trajik sonu beni elbette etkiledi, ama bu kaçınılmaz sona doğru ilerlerken anlatımın biraz daha çeşitlenmesini isterdim. Yine de Goethe’nin dilindeki lirizm, mektup biçiminin samimiyetiyle birleşince ortaya gerçekten içe işleyen bir metin çıkmış. Her cümlede bir gençliğin çırpınışı var, her satırda bir ruhun parçalanışı. Bu kitap, bana duyguların küçümsenmemesi gerektiğini; acının da bir deneyim, hatta bazen bir tür özgürlük olabileceğini gösterdi. Sonuç olarak Genç Werther’in Acıları, her ne kadar zaman zaman sabrımı zorlasa da, duygularımı derinleştiren, beni sorgulamaya iten, içimde eski yaraları hatırlatan bir kitap oldu. Bazen kendimden utandım, bazen Werther’e sarılmak istedim. Sanırım bu kadar yoğun bir etki bırakabilen eserler, zamanına yenilmeyen gerçek klasiklerdir.
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,1bin okunma